Tag Archives | yazılım

Kodi 17'nin kod adı ne olacak?

En azından 2008’den bu yana her yayınlanan sürümün, sürüm numarası yanında aynı zamanda bir de kod adı aldığı hatırlatılarak; gelmekte olan “Jarvis” kod adlı 16. sürümün ardından yayınlanacak Kodi 17’nin kod adı tartışılmaya başlandı. Kod adı geleneğinin yalnızca yazılımlar için değil, donanım için de geçerli olduğu belirtilerek, Google ve Intel gibi bu alanda isim yapmış pek çok kuruluşun da buna uygun davrandığı ifade edildi. “Jarvis” kod adlı Kodi 16 için yalnızca bazı düzeltmelerin beklediği söylenerek, Kodi 17 için belirlenecek kod adı için fazla zaman kalmadığı, geliştiricilerin konu üzerinde çalıştıkları belirtildi. Bir sonraki sürüm adının K harfi ile başlamasının planladığı, bunun iyi bir fikir olabileceğini düşünülmekle beraber konu ile ilgili olarak kullanıcıların önerilerinin beklendiği ifade edildi. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için kodi.tv’de yayımlanan yazıyı inceleyebilirsiniz.

Continue Reading →

Kodi_17

kodi.tv, fikir verebilmek için geçmişte kullanılan kod isimlerini yayımladı. Bu isimler şöyle sıralanıyor:

Atlantis
8.10  (15 November 2008)

Babylon
9.04 Babylon (6 May 2009)

Camelot
9.11 Camelot (24 December 2009)

Dharma
10.0 (18 December 2010)
10.1 (10 March 2011)

Eden
11.0 Eden (24 March 2012)

Frodo
12.0 (9 January 2013)
12.1 (18 March 2013)
12.2 (3 May 2013)
12.3 (24 December 2013)

Gotham
13.0 (4 May 2014)
13.1 (5 June 2014)
13.2 (17 August 2014)

Helix
14.0 (23 December 2014)
14.1 (1 February 2015)
14.2 (28 March 2015)

Isengard
15.0 (21 July 2015)
15.1 (16 August 2015)
15.2 (19 October 2015)

Jarvis
16.0 (Yakında…….)

0

Özgür Yazılım ve Özgür Kılavuzlar

GNU Özgür Belgeleme Lisansı  Özgür işletim sistemlerimizdeki en büyük eksiklik yazılımda değildir, en büyük eksiklik, sistemlerimize dahil edebildiğimiz iyi özgür belgelerin olmamasıdır. Bizim çoğu önemli programımız tam kılavuzlara sahip değildir. Belgeleme, her türlü yazılım paketinin önemli bir parçasıdır; önemli bir özgür yazılım paketi iyi bir özgür belgeyle birlikte verilmediğinde, bu büyük bir eksikliktir. Günümüzde bu gibi eksikliklerimiz vardır. Yıllar önce, bir zamanlar, Perl öğrenebileceğimi düşünmüştüm. Özgür kılavuzdan bir kopya edinmiş ancak bu kılavuzu okumakta zorlanmıştım. Perl kullanıcılarına başka kılavuzlar olup olmadığını sorduğumda, daha iyi anlatımlı kılavuzların olduğunu ancak bunların ücretsiz olmadığını öğrenmiştim.

Continue Reading →

Bunun nedeni neydi? İyi kılavuzlar O’Reilly Associates için yazılmıştı ve bu kılavuzlar kısıtlayıcı terimlerle yayınlanmıştı, kopyalama ve değiştirme yasaktı, kaynak dosyalarına ulaşılamamaktaydı, özgür yazılım topluluğundan hariç tutulmaktaydılar.

Bu olay, bu tip bir olayın ilk meydana gelişi değildi ve (topluluğumuz için büyük bir kayıptır ki) son olacak gibi de görünmüyordu. Özel mülk kılavuz yayıncıları, o zamandan beri birçok yazarını kılavuzlarını kısıtlamaları konusunda kandırmıştır. Birçok kereler, bir GNU kullanıcısının yazmakta olduğu bir kılavuz konusunda bana hevesli bir şekilde bir şeyler anlattığını duydum, bu kullanıcılar, bu yazdıklarıyla GNU projesine yardımcı olmak istemişti, ve daha sonra, umutlarım söndü, çünkü bu kullanıcılar, bizim kullanamayacağız şekilde bir yayıncı ile anlaşıp bir sözleşme imzaladığını söyledi.

Programcıların iyi İngilizce yazamadıklarını göz önünde bulundurursak, kılavuzların bu şekilde işlevsizleştiğini de görürüz.

Özgür yazılım gibi özgür belgeleme de ücretle ilgili değil özgürlükle ilgili bir husustur. Bu kılavuzlarla ilgili sorun, O’Reilly Associates’in kopyalar için bir ücret istemesi değildir, bununla ilgili bir sorun yoktur. (Özgür yazılım vakfı özgür GNU kılavuzlarının baskılı kopyalarını da satmaktadır.) Ancak GNU kılavuzları, kaynak kodu biçiminde sağlanabilirken, özel mülk kılavuzlar yalnızca kağıt biçiminde elde edilebilmektedir. GNU kılavuzları kopyalama ve değiştirme izniyle birlikte gelir; Perl kılavuzları için durum farklıdır. Bu kısıtlamalar problemlerdir.

Özgür bir belgeye ilişkin ölçütler, özgür yazılıma ilişkin ölçütlere oldukça benzerdir: ikisi de tüm kullanıcılara belirli özgürlüklerin verilmesiyle ilgilidir. Yeniden-dağıtıma (ticari yeniden-dağıtım dahil olmak üzere) izin verilebilir, böylece kılavuz, programın her kopyasıyla birlikte verilebilir, bu çevrim-içi ya da kağıt biçiminde olabilir. Değiştirmeye ilişkin izin de can alıcıdır.

Genel bir kural olarak, insanların tüm yazı ve kitap tiplerini değiştirme izinlerinin olmasının gerekli olduğuna inanmıyorum. Yazılara ilişkin hususların, yazılıma ilişkin hususlarla mutlaka aynı olması gerekmez. Örneğin, bizim görüşlerimizi ve hareketlerimizi tanımlayan bu yazı gibi yazıların değiştirilmesine sizin ve benim izin vermek zorunda olduğumuzu düşünmüyorum.

Özgür yazılıma ilişkin belgeleme için değiştirme özgürlüğünün niçin can alıcı olduğuna ilişkin belirli bir neden vardır. İnsanlar, yazılımı değiştirme ve özelliklerine ekleme yapma ya da değiştirme hakkını kullandıklarında, özenlilerse, kılavuzunu da değiştireceklerdir, böylece değiştirilmiş programla doğru ve kullanılabilir belgeleme sağlanabilecektir. Programcıların özen gösterip işlerini bitirmelerini engelleyen bir kılavuz veya programı değiştirdiklerinde sıfırdan yeni bir kılavuz yazmalarını gerektiren bir kılavuz, topluluğumuzun ihtiyaçlarını karşılamaz.

Değişiklik üzerinde sınırsız bir yasak kabul edilemezken, değiştirme yöntemi üzerindeki bazı sınır tipleri hiçbir problem oluşturmaz. Örneğin, orijinal yazarın telif hakkı uyarısının, dağıtım terimlerinin ya da yazar listesinin korunmasına ilişkin şartlar uygundur. Ayrıca değiştirilmiş sürümlerin değiştirilmiş olduklarına dair uyarıyı içermelerini istemekte, hatta silinemeyen ya da değiştirilemeyen bölümlere (söz konusu bölümler teknik-olmayan başlıkları ele aldığı sürece) sahip olmakta da bir problem yoktur. (Bazı GNU kılavuzlarında bu vardır.)

Bu şekildeki kısıtlamalar bir problem teşkil etmez çünkü pratik bir konu olarak, özenli programcıyı, kılavuzu, değiştirilmiş programa uyarlamaktan alıkoymaz. Başka bir deyişle, özgür yazılım topluluğunun kılavuzun tam kullanımını sağlamasını engellemezler.

Ancak, kılavuzun tüm teknik içeriğinin değiştirilebilmesi ve daha sonra sonucun tüm genel ortamda tüm genel kanallar aracılığıyla dağıtılması mümkün olmalıdır; aksi takdirde, kısıtlamalar topluluğu engeller, kılavuz özgür değilse başka bir kılavuza ihtiyaç duyarız.

Maalesef, özel mülk bir kılavuz var olduğunda, başka bir kılavuz yazacak birini bulmamız genellikle zordur. Temel engel, birçok kullanıcının özel mülk bir kılavuzun yeterince iyi olduğunu düşünmesidir, bu nedenle, özgür bir kılavuzun yazılmasına ihtiyaç olduğunu göremezler. Özgür işletim sisteminin, doldurulması gereken bir boşluğa sahip olduğunu görmezler.

Kullanıcılar niçin özel mülk kılavuzların yeterince iyi olduğunu düşünmektedir? Bazıları bu konuyu düşünmemiştir. Umarım ki bu yazı, bunu değiştirmek için bir şeyler yapacaktır.

Diğer kullanıcılar, özel mülk kılavuzları, birçok insanın özel mülk yazılımın kabul edilebilir olduğunu düşünmesiyle aynı nedenle kabul edilebilir olarak değerlendirmektedir: tamamen pratik ölçütler üzerinden değerlendirme yapmaktadırlar, özgürlüğü bir ölçüt olarak kullanmamaktadırlar. Bu insanların böyle düşünmeye hakları vardır, ancak bu fikirler, özgürlüğü içermeyen değerlerden kaynaklandıkları için, özgürlüğe değer veren bizim gibi insanlar için yol gösterici değildir.

Lütfen bu konudaki görüşlerimizi daha fazla yayın. Kılavuzlarımızı özel mülk şeklinde yayınlanmasından ötürü kaybetmeye devam etmekteyiz. Özel mülk kılavuzların yeterli olmadığını söylersek, belki de, belge hazırlayarak GNU’ya yardım etmek isteyen bir sonraki kimse, çok geç olmadan hepsinin ötesinde öncelikle özgürlüğe önem vermesi gerektiğini fark edecektir.

Ayrıca ticari yayıncıları, özel mülk kılavuzlar yerine özgür, copyleft edilmiş kılavuzlar satmak için de yüreklendirebiliriz. Bunu sağlamanın bir yolu da, satın almadan önce bir kılavuzun dağıtımını kontrol etmek ve copyleft olmayan kılavuzlardan çok copyleft kılavuzları tercih etmektir.

[Not: Özgür Yazılım Vakfının, diğer yayıncılardan satın alınabilen özgür kitapları listeleyen bir sayfamız vardır.]

gnu.org

0

Yazılımın Neden Sahibi Olmamalıdır?

Sayısal bilgi teknolojisi, bilginin güncellenmesini ve kopyalanmasını kolaylaştırarak insanlığa katkıda bulunmaktadır. Bilgisayarlar bu işlemleri hepimiz için daha kolay hale getirmeyi vaad etmektedirler. Bu kolaylaştırma, herkes tarafından istenmemektedir. Telif hakları sistemi yazılım programlarına, çoğunun yazılımının olası faydalarını kamudan saklama gayesinde bulunan “sahip” verir. Kullandığımız yazılımların yalnızca kendileri tarafından kopyalanabilir ve değiştirilebilir olmasını istemektedirler. Telif hakları sistemi matbaa ile eşzamanlı gelişmiştir— kopyalamaya seri üretimi getiren teknoloji. Telif hakları sistemi bu teknoloji ile uyum içindeydi çünkü burada söz konusu olan sadece seri ve yüksek hacimli üretim yapabilecek kopyalayıcıların kısıtlanmasıydı. Bu sistem, kitap okurlarının özgürlüğünü kısıtlamıyordu. Baskı makinasına sahip olmayan sıradan birf okur, kitabını ancak kalem ve mürekkep kullanarak kopyalabilirdi ve bunun için çok az okur suçlanmıştı.

Continue Reading →

Sayısal teknoloji matbaaya göre çok daha esnektir: bilgi bir kez sayısal hale sokulduktan sonra kolayca kopyalanarak başkaları ile paylaşılabilir. İşte tam da bu esneklik telif hakları gibi bir sistem ile uyumsuzluğa yol açar. Günümüzde yazılım telif haklarının uygulanması için giderek artan şiddette tedbirlerin alınmasına da bu uyumsuzluk yol açmaktadır. Yazılım Yayıncıları Birliği’nin (Software Publishers Association – SPA) şu dört uygulamasına bakalım:

  • Arkadaşınıza yardım etme amacıyla dahi olsa yazılım sahiplerine itaat etmemenin yanlış olduğunu vurgulayan yoğun propaganda.
  • İş ya da okul arkadaşlarını gizlice şikayet edecek ispiyoncularla işbirliğine gidilmesi.
  • İşyerlerine ve okullara (genellikle polis yardımı ile) yapılan baskınlar ve insanlardan kanun dışı kopyalama yapmadıklarına dair kanıt istenmesi.
  • MIT‘den David LaMacchia gibi kişilerin, bırakın yazılım kopyalamayı (herhangi bir şey kopyaladığı için suçlanmadı), sadece kopyalama cihazlarını açıkta bırakmaları ve bunların kullanımını sansürlemedikleri gerekçeleri ile resmen suçlanmaları (ABD devleti tarafından, SPA’nın talebi üzerine).

Bu uygulamalar, her kopyalama makinasının başında izinsiz kopyalamayı engellemek üzere bir görevli bulunan ve vatandaşlarının bilgiyi gizlice kopyalayıp el altından ‘samizdat’ olarak dağıtmak zorunda kaldığı eski Sovyetler Birliği’ndeki uygulamaları andırmaktadır. Elbette aralarında bir fark var: Sovyetler Birliği’ndeki bu uygulamaların amacı politikti, ABD’de ise asıl amaç kârdır. Ancak bizi etkileyen amaçlar değil eylemlerdir. Her ne sebeple olursa olsun bilgi paylaşımının engellenmek istenmesi benzer yöntemlere ve sert uygulamalara yol açmaktadır.

Yazılım sahipleri bilgiyi kullanma hakkımızı kontrol etmek için pek çok çeşit görüş hazırlarlar:

  • Terim karmaşası yaratmak.Sahipler, “korsanlık” ve “hırsızlık” gibi kötü çağrışımlı sözcüklerin yanı sıra “fikri mülkiyet” ve “zarar” gibi hukuki terimleri kullanarak kamuoyuna belirli bir düşünce şeklini dayatmaya çalışmaktadırlar— programlar ile fiziksel nesneler arasında bir basit benzetme.Fiziksel nesnelerin mülkiyetine dair fikir ve içgüdülerimiz, bu nesnelerin sahibinin elinden alınmalarının> doğru bir şey olup olmadığı üzerine kuruludur. Bir şeyin kopyalanmasına direk olarak ilgilendirmez. Yine de yazılım sahipleri birebir aynı mülkiyet kavramlarını uygulamamızı istemektedirler.
  • Abartma.Sahipler, kullanıcılar programları izinsiz olarak kopyaladıklarında “zarar” gördüklerini veya “ekonomik kayba” uğradıklarını söylerler. Ancak kopyalama yazılım sahibi üzerinde doğrudan bir etkiye yol açmaz ve kimseye zarar vermez. Yazılım sahibi, ancak yazılım için para ödeyecek bir kullanıcı bunun yerine kopyalamayı tercih ederse bir kayba uğrayabilir.Biraz düşünürsek görürüz ki çoğu kişi kopyaladığı şeyi para karşılığı satın alacak değildir. Buna rağmen yazılım sahipleri sanki herkes bir kopyayı satın alacakmış gibi ‘kayıp’larını hesaplarlar. Buna en nazik ifade ile abartmak denir.
  • Kanun.Yazılım sahipleri sık sık kanunların mevcut durumundan ve bizi tehdit etmek için kullanabilecekleri cezalardan bahsederler. Bu yaklaşım, içinde günümüz yasalarının sorgulanamaz bir ahlak öğretisi olduğu düşüncesini barındırır—aynı zamanda da söz konusu cezaları (hiç kimsenin varlıklarından sorumlu olmadığı) doğa yasaları olarak kabul etmemiz beklenir.Bu ikna etme yöntemi eleştirel düşünceye fazla dayanamaz, alışılmış düşünsel pratikleri kuvvetlendirmeye yöneliktir.

    Kanunların haklı/haksız ayrımı getirmediği aşikardır. Her Amerikalı hatırlamalıdır ki, 1950’lerde, pek çok eyalette bir siyahi kişinin otobüsün ön kısmında oturması kanunen yasak idi ancak bunun haklı olduğunu ancak ırkçılar iddia edebilir.

  • Doğal haklar.Yazarlar genellikle yazdıkları programlar ile aralarında özel bir bağ bulunduğunu ve bu sebepten dolayı programla ilgili istek ve çıkarlarının geriye kalan herkesinkinden—hatta dünyanın geriye kalanından daha önemli olduğunu savunurlar. (Genellikle yazılımın kopyalama hakkına sahip olan yazarı değil, bir şirkettir, ancak bu çelişkiyi görmezden gelmemiz beklenir.)Bu iddiayı bir etik aksiyomu olarak sunanlara—yazar sizden daha önemlidir aksiyomu—kendim de kayda değer bir yazılım geliştiricisi olarak ancak bu iddianın saçma olduğunu söyleyebilirim.

    Ancak insanlar bu doğal haklara dair iddiaları iki sebepten ötürü mantıklı bulmaya eğilimlidir.

    Birinci sebep fiziksel nesnelere benzetme eğilimidir. Ben makarna makarna pişirdiğimde bunu bir başkası yerse itiraz ederim çünkü öyle bir durumda ben yiyemem. Karşımdakinin eylemi ona fayda sağladığı ölçüde bana zarar verir; içimizden sadece biri makarna yiyebilir, o halde soru şudur: kim? Aramızdaki en küçük bir ayrım dahi etik dengenin değişmesini getirir.

    Yukarıdaki durumdan farklı olarak benim yazdığım bir programı çalıştırmanız ya da değiştirmeniz sizi doğrudan etkilerken beni ancak dolaylı yoldan etkiler. Bir arkadaşınıza verdiğiniz kopya sizi ve arkadaşınızı beni etkilediğinden daha çok etkiler. Böyle şeyleri yapmamanızı söyleme gücüne sahip olmamalıyım. Hiç kimse olmamalı.

    İkinci sebep ise yazarların doğal hakları olması gerektiği kuramının, toplumumuzun kabul edilmiş ve sorgulanamaz bir geleneği olarak insanlara anlatılmış olmasıdır.

    Tarihi açıdan bakarsak tam tersi durumun söz konusu olduğunu görürüz. ABD Anayasası oluşturulurken yazarların doğal haklara sahip oldukları fikri öne sürülmüş fakat kesin ve net şekilde reddedilmişti. İşte bundan ötürü ABD Anayasası telif hakları sistemine izin verir ancak bunu şart koşmaz. Telif hakkının geçici olmak zorunda olduğunun belirtilmesinin sebebi de zaten budur. Yine ABD Anayasa’sında telif hakkının amacının yazarı ödüllendirmek değil, gelişmeyi teşvik etmek olduğu belirtilmiştir. Telif hakkı kısmen yazarı ve daha fazla da yayıncıları ödüllendirir ancak bu ödüllendirmenin amacı davranış değişikliğini sağlamaktır.

    Toplumumuzun asıl geleneği telif hakkının kamunun doğal haklarına tecavüz ettiği yönündedir—ve telif hakkına ancak uzun vadeli kamu yararı yüzünden izin verilmektedir.

  • Ekonomi.Yazılımların sahipli olması gerektiği iddiası ile ilgili olarak öne sürülen son görüş ancak bu şekilde daha çok yazılım üretmenin mümkün olacağı düşüncesidir.Diğerlerine kıyasla bu görüş biraz daha mantıklı bir yaklaşım gibi durmaktadır. Geçerli bir hedefe yöneliktir—yazılım kullanıcılarını tatmin etmek. İnsanların bir şeyi üretmelerinin karşılığını iyi bir şekilde almaları halinde o şeyden daha çok ürettikleri deneysel olarak gözlemlenebilir.

    Ancak ekonomik görüşün bir kusuru vardır: farkın sadece ne kadar para ödendiği ile ilgili olduğu varsayımına dayanır. Bu varsayıma göre bizim istediğimiz yazılım üretimidir, yazılımın sahibi olsun ya da olmasın.

    İnsanlar bu varsayımı olduğu gibi kabul ederler çünkü fiziksel nesnelere dair deneyimlerimizle uyumludur. Bir sandviçi ele alalım. Eşdeğer bir sandvici bedava ya da fiyatını ödeyerek alabilirsiniz. Eğer böyle ise iki eylem arasındaki tek fark ödediğiniz paradır. Satın almak zorunda olmanız ya da olmamanız sandvicin tadını, besleyici değerini değiştirmez ve her halükarda o sandvici sadece bir kez yiyebilirsiniz. Sandivici bir sahipten satın alıp almamanız bu eylemin ardından cebinizde kalan para dışında başka hiçbir şeyi doğrudan etkileyemez.

    Bu düşünce her fiziksel nesne için geçerlidir—bir sahibinin olup olmaması onun ne olduğunu doğrudan etkilemez ya da onu aldıktan sonra onunla ne yapacağınızı.

    Ancak eğer bir programın sahibi varsa bu onun ne olduğunu ve onu satın alırsanız onunla ne yapacağınızı etkiler. Buradaki fark sadece para farkı değildir. Yazılımların sahiplerinin bulunması sistemi, bu sahiplerin bir şey üretmesini sağlar ancak üretilen şey toplumun ihtiyaç duyduğu şey değildir. Bu da hepimizi etkileyen korkunç bir etik kirliliğe yol açar.

Toplumun neye ihtiyacı vardır? Vatandaşlarının sorunsuzca erişebileceği bilgiye ihtiyacı vardır—örneğin insanların sadece çalıştırabilecekleri değil aynı zamanda okuyabilecekleri, düzeltebilecekleri, uyarlayabilecekleri, geliştirebilecekleri programlar. Ancak yazılım sahiplerinin sunduğu, genellikle inceleyemeyeceğimiz ya da değiştiremeyeceğimiz bir kara kutudan ibarettir.

Toplumun aynı zamanda özgürlüğe ihtiyacı vardır. Bir programın bir sahibi olduğunda insanlar hayatlarının bir bölümü üzerindeki kontrolü kaybetmiş olurlar.

Tüm bunların ötesinde toplumun ihtiyacı olan şey vatandaşlar arasındaki gönüllü işbirliği ruhunun pekiştirilmesidir. Yazılım sahipleri, bizler komşularımıza doğal olarak yardım ederken bu yaptığımız şeyin “korsanlık” olduğunu söylediklerinde toplumumuzun ruhunu kirletmiş olurlar.

Bu yüzden özgür yazılımdan bahsederken kast ettiğimiz özgürlük kavramıdır; fiyat kavramı değil.

Sahiplerin öne sürdüğü ekonomik görüş hatalıdır ancak ekonomi meselesi gerçek bir meseledir. Bazı insanlar sırf işin zevkinden ve getireceği ruhsal tatmin, şöhret gibi şeylerden ötürü faydalı yazılımları geliştirirler ancak bu insanların geliştirdiklerinin ötesinde yazılımları istiyorsak para bulmamız gerektiği doğrudur.

10 yıldır özgür yazılım geliştiricileri para bulmak için bazı yöntemleri denemiş ve bazen başarılı olmuşlardır. Kimsenin çok zengin olması şart değildir; ortalama bir Amerikan ailesinin geliri yıllık olarak yaklaşık 35.000$’dır ve bu miktarın programlamadan çok daha zevksiz işler için bile yeterli motivasyonu sağladığı görülmüştür.

Yıllar boyunca, ta ki bir üniversite vakfı bunu gereksiz kılana dek, geliştirmiş olduğum özgür yazılımlara talebe yönelik özelleştirmeler yaparak hayatımı kazandım. Eklediğim her özellik süreç içinde standart sürüme de eklendi ve böylece halka sunuldu. Müşterilerim, bireysel olarak öncelikli olduğunu düşündüğüm özellikleri bir an önce geliştirmem yerine kendi ihtiyaçları için gerekli olan özellikleri geliştirmem için bana para ödediler.

Bazı özgür yazılım geliştiricileri teknik destek hizmeti satarak para kazanmaktadır. 50 kişiyi istihdam eden Cygnus Support [bu yazı yazıldığı esnada], yaptığı hesaplara dayanarak personelinin vaktinin %15’inin özgür yazılım geliştirmeye gittiğini belirtmektedir — bir yazılım firması için kayda değer bir oran.

Aralarında Intel, Motorola, Texas Instruments ve Analog Devices’ında bulunduğu bazı şirketler bir araya gelerek C dili için özgür GNU derleyicisinin geliştirilmesi amacı ile finansal destek vermişlerdir. Bu arada Ada dili için GNU derleyicisi ABD Hava Kuvvetleri tarafından parasal olarak desteklenmektedir çünkü bu kurum kaliteli bir derleyiciye sahip olmanın en düşük maliyetli yolu olarak bunu görmektedir. [Hava Kuvvetleri parasal desteği bir süre önce bitmiştir, şu anda GNU Ada derleyicisi çalışmaktadır ve bununla ilgili bakım ve geliştirmeler ticari olarak desteklenmektedir.]

Bunlar küçük örneklerdir, özgür yazılım hareketi henüz yolun başındadır. Ancak ABD’deki dinleyici tarafından desteklenen radyo örneğinde de görüldüğü gibi kullanıcıları para ödemeye zorlamadan da büyük eylemleri başarmak mümkündür.

Günümüzde yaşayan bir bilgisayar kullanıcısı olarak bir mülk program kullanıyor olabilirsiniz. Eğer arkadaşınız sizden bir kopya isterse onu reddetmek doğru olmaz. İşbirliği telif hakkından daha önemlidir. Ancak yeraltı olarak da tabir edebileceğimiz gizli kapaklı işbirliği iyi bir topluma yol açmaz. Kişi hayatı dürüstçe, açık bir şekilde ve gururla yaşamalıdır; bu da mülk yazılımlara “Hayır” demektir.

Yazılım kullanan diğer insanlarla açık açık ve özgür şekilde işbirliğine gitmeyi hak ediyorsunuz. Yazılımın nasıl çalıştığını öğrenmeyi hak ediyorsunuz ve öğrencilere bu bilgiyi öğretmeyi hak ediyorsunuz. Yazılım bozulursa takdir ettiğiniz bir programcıyı tutup onu düzeltebilmeyi hak ediyorsunuz.

Özgür yazılımı hak ediyorsunuz.

gnu.org

0

OpenGL Artık Özgür Yazılım Dünyasına Ait

Linux.com’da yeralan habere göre, SGI firması haklarını elinde tuttugu üç boyutlu hızlandırma teknolojisi OpenGL‘yi, Free Software Foundation’ın kabul ettiği sartlarda yeniden lisansladı. Bu, aynı zamanda, ticari bir firma tarafından, özgür yazılım dünyasına bugüne değin verilen en büyük armağan anlamına geliyor. Daha önceleri, Özgür Yazılım Vakfı (FSF) ve Açık Kaynak Girişimi (Open Source Initiative) tarafından kabul edilmeyen, yarı özgür lisanslarla çalışan OpenGL, artık herhangi bir lisans problemi olmaksızın kullanılabilecek.

0