Xfce masaüstü ortamıyla gelen ve Debian/GNU Linux tabanlı bir dağıtım olan SalineOS’un 1.6 sürümü, Anthony Nordquist tarafından duyuruldu. SalineOS 1.6 kalıplarının indirilmeye hazır olduğunu söyleyen Nordquist; bu sürümün, Debian GNU/Linux’un son sürümü 6.0.4 ile uyumlu olduğunu ifade etti. Nordquist; kazandırılan yeni özellikler ve sağlanan betikler ile Thunar dosya yöneticisinin işlevselliğinin artırıldığını söyledi. Nordquist; bu yılın yaz başlarında çıkarılması planlanan SalineOS 2.0 sürümünün ise Debian GNU/Linux Wheezy tabanlı olacağını belirtti. SalineOS 1.6 hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu inceleyebilirsiniz.
Continue Reading →
Archive | GNU/Linux
Clonezilla Live 1.2.12-10
Disk klonlama için tasarlanmış Debian tabanlı Clonezilla’nın Live versiyonunun 1.2.12-10 sürümü, Steven Shiau tarafından duyuruldu. Sürüm; önemli gelişmeleri, değişiklikleri ve hata düzeltmelerini içeriyor. Taban sistem (27 Ocak 2012 itibariyle) Debian “Sid” GNU/Linux depolarına dayalı olmak üzere sistem, 3.2.1-2 Linux çekirdeği üzerine yapılandırılmış bulunuyor. Partclone, 0.2.45 sürümüne, Syslinux ise 4.0.5 sürümüne güncellenmiş bulunuyor. Bilindiği gibi Clonezilla; Norton Ghost® gibi bildik ticari paketlerin uzun zaman içinde çözdüğü klonlama işini, daha kısa sürede çözümleyen açık kaynak kodlu klonlama sistemi. Clonezilla’nın iki versiyonu bulunuyor: Clonezilla live ve Clonezilla SE (sunucu sürümü). Clonezilla live tek bilgisayarda yedekleme ve geri yükleme için uygun olan versiyon. Clonezilla SE (sunucu sürümü) ise, büyük yerleşimler için; aynı anda pek çok bilgisayarı (40’tan fazla) klonlayabiliyor. Clonezilla Live 1.2.12-10 hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu inceleyebilirsiniz.
Continue Reading →
Frugalware Linux 1.6 RC2
İlk sürüm adayı 16 Ocak 2011‘de duyurulan Frugalware Linux 1.6’nın ikinci ve son sürüm adayı, Miklós Vajna tarafından duyuruldu. Masaüstü sistemler ve sunucular için tasarlanan ve kod adı Fermus olan Frugalware Linux 1.6’nın ikinci sürüm adayını duyurmaktan geliştirici ekip olarak mutluluk duyduklarını söyleyen Vajna; sistemin, 3.1.10 Linux çekirdeği üzerine yapılandırıldığını belirtti. LibreOffice 3.4.5 ile gelen sistemin ilk sürüm adayından bu yana büyük geliştirmeler, düzeltmeler ve güncelleştirmeler içerdiğini söyleyen Vajna; sistemde, 100 güncelleştirilmiş paket ve 27 yeni paket bulunduğunu ifade etti. Vajna; daha fazla bilgi için değişiklikler listesinin incelenebileceğini belirtti. Frugalware Linux 1.6 RC2 hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu inceleyebilirsiniz.
Continue Reading →
Debian Gnu/Linux 6.0, 6.0.4′e Güncellendi
Kod adı “Squeeze” olan Debian Gnu/Linux 6.0; 6.0.4 sürümüne güncellendi. 8 Ekim 2011 tarihinde 6.0.3 sürümüne güncellenen Squeeze; böylelikle dördüncü kez güncellenmiş oluyor. Debian projesinin güncellemeyi duyurmaktan mutluluk duyduğu açıklandı. Bu güncelleme; kimi çok ciddi sorunlarla ilgili ayarlamaların yanında, kararlı sürüme yönelik güvenlik sorunları için başlıca düzeltmeleri içeriyor. Gerektiğinde başvurulan güvenlik uyarıları ayrıca yayımlanmış bulunuyor. Kuşkusuz sistemini güncel tutan Debian GNU/Linux kullanıcılarının CD veya DVD kalıplarıyla sistemlerini baştan kurmaları gerekmiyor. Debian Gnu/Linux 6.0.4 hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için debian.org sayfasını inceleyebilirsiniz.
Continue Reading →
Özgür (Free) Ne Demektir?
Şubat 1998’de bir grup “Özgür Yazılım” terimini “Açık Kaynak Kodlu Yazılım” terimi ile değiştirmek için harekete geçti. Aşağıdaki tartışmada açıklanacağı gibi bu iki terim esasında aynı şeyi tarif eder. İngilizce konuşan ve Özgür Yazılım kavramına yeni pek çok insan, “özgür yazılım (free software)” içindeki “özgür” (free) kelimesinin bekledikleri şekilde kullanılmaması yüzünden şüpheye düşerler. Onlara göre “özgür” “bedava” anlamına gelir. Bir İngilizce sözlük “free” kelimesi için yirmiye yakın anlam sıralar. Bunlardan sadece bir tanesi “bedava”dır. Geri kalanları özgürlük ve sınırlamaların olmaması kavramlarına atıfta bulunur. Biz “Özgür Yazılım (Free Software)”dan bahsettiğimiz zaman özgürlüğü (freedom) kastederiz, fiyatı değil.
Sadece kullanmak için para ödemenizin gerekmediği anlamıyla “özgür” yazılım çoğunlukla hiç de “özgür” değildir. Böyle bir yazılımı başkalarına vermeniz yasaklanmış olabilir ve onu geliştirmeniz neredeyse kesinlikle engellenmiştir. Bedelsiz olarak lisanslanan bir yazılım genellikle pazarlama kampanyasında ilgili bir başka ürünün tanıtımı için veya daha ufak bir rekabetçiyi bertaraf etmek için kullanılan bir silahtır ve sürekli bedelsiz kalacağına ilişkin hiç bir garanti yoktur.
Gerçek özgür yazılım her zaman özgürdür. Kamuya açık (lisanssız) hale getirilen yazılım ise birileri tarafından alınarak özgür olmayan yazılımlarda kullanılabilir. Böylelikle yapılan herhangi bir geliştirme kamusal alanın dışında kalacaktır. Özgür kalması için bir yazılım telif hakkı ve lisans taşımalıdır.
Konuya yabancı insanlar için bir yazılım ya özgürdür ya da değildir. Gerçek hayat bundan çok daha karmaşık durumları içerir. İnsanların özgür yazılımdan bahsederken neleri kastettiklerini anlamak için yazılım lisanslarının dünyasında kısa bir gezinti yapmalıyız.
Telif hakları belirli tipte eserlerin yaratıcılarının haklarını korumayı sağlayan bir yöntem sunar. Pek çok ülkede yazdığınız yazılım otomatik olarak telif hakkı taşır. Bir lisans, diğerlerinin yazarın eserini (bu durumda yazılım) onun kabul ettiği şekilde kullanmasına olanak tanır. Bir yazılımın ne şekillerde kullanılabileceğini açıklayan bir lisans içermesi yazara bağlıdır. Telif haklarının tam bir tartışması için: http://www.copyright.gov/ bağına bakabilirsiniz.
Elbette, farklı koşullar farklı lisansların kullanımını gerektirir. Yazılım firmaları mallarını korumaya bakarlar; bu yüzden sadece derlenmiş (insan tarafından anlaşılmayan) kodları piyasaya sürerler ve yazılımın kullanımına pek çok kısıtlama getirirler. Diğer taraftan özgür yazılım yazarları genel olarak aşağıdaki koşulların belirli bir birleşiminin sağlanmasını gözetirler:
* Kodlarının sahipli yazılımlarda kullanımına izin vermemek. Kodlarını herkesin kullanması için çıkardıklarından başkalarının onu çalmasını istemezler. Bu durumda kodun kullanımı bir güven meselesidir: aynı şartlarda davrandığın sürece kodu kullanabilirsiniz.
* Yazarın kimliğinin korunması. İnsanlar eserleri hakkında büyük gurur duyarlar ve isimlerinin bir başkası tarafından eserden çıkarılması veya eseri, bir başkasının kendisinin yazdığını iddia etmesini istemezler.
* Kaynak kodun dağıtımı. Pek çok ticari kodun problemlerinden bir tanesi şudur ki hatalarını düzeltemez veya özelleştiremezsiniz, çünkü kaynak kodu mevcut değildir. Ayrıca şirket sizin kullandığınız donanımı desteklemeyi bırakabilir de. Çoğu özgür lisans, kaynak kodun dağıtımını zorunlu kılar. Bu durum yazılımı kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirmesine izin vermek suretiyle kullanıcısını korur. Bu konu daha sonra tartışılacak açılımlara da sahiptir.
* Kendi eserlerinin bazı parçalarını içeren başka eserlerin (telif hakları tartışmalarında böyle eserlere türetilmiş eserler denir) aynı lisansı kullanmasını zorunlu kılmak.
Pek çok insan kendi lisanslarını yazarlar. İstediğiniz özellikleri içeren bir lisans yazmak çok sayıda incelik içerdiğinden bu pek uygun görülmez. Sıklıkla açık olmayan ifadeler ve birbiriyle çelişen şartlar ortaya çıkar. Bir mahkemede haklarınızı savunacak bir lisans yazmak daha da zordur. Neyseki, isteğinizi muhtemelen karşılayacak önceden yazılmış lisans seçenekleri mevcuttur.
En sık rastlanan üç lisans şunlardır:
* GNU Genel Kamu Lisansı (GPL). Yazılım lisansları konusunda aydınlatıcı bilgiler ve lisansın bir kopyası GNU web sitesinde bulunabilir. Bu, dünyada en yaygın şekilde kullanılan özgür yazılım lisansıdır.
* Artistik Lisans.
* BSD tipinde lisans.
Bu lisansların sahip olduğu ortak özelliklerin bazıları şunlardır.
* Yazılımı istediğiniz sayıda makineye kurabilirsiniz.
* Aynı anda herhangi sayıda insan yazılımı kullanabilir.
* Yazılımın istediğiniz sayıda kopyasını çıkarabilir ve istediğiniz herhangi birine verebilirsiniz (özgür veya açık yeniden dağıtım).
* Yazılımı değiştirmek konusunda hiçbir kısıtlama yoktur (belirli notları değiştirmemek dışında).
* Yazılımı dağıtmak, hatta satmak konusunda hiçbir kısıtlama yoktur.
Yazılımı satmanıza izin veren bu son madde özgür yazılım fikrine karşı gibi görünebilir. Aslında bu onun güçlü yönlerinden biridir. Lisans, kısıtlama olmadan dağıtıma izin verdiği için bir kişi bir kopyaya sahip olduktan sonra onu kendisi dağıtmaya devam edebilir. Hatta bu kopyaları satmayı deneyebilir. Pratikte bir yazılımın elektronik kopyalarını çıkarmak aslında hiç bir masraf gerektirmez. Arz ve talep dengesi ücreti düşük tutacaktır. Satıcı, CD gibi bir ortam üzerinde dağıtılması uygun olan büyük bir yazılım veya yazılımlar toplamı için istediği miktarda ücret talep edebilir. Bununla birlikte, kâr marjı çok yüksek olursa yeni bir satıcı pazara girer ve rekabet fiyatları düşürür. Bunun bir sonucu olarak çok sayıda CD ile gelen bir Debian sürümünü düşük bir ücret karşılığı satın alabilirsiniz.
Özgür yazılım tamamıyla kısıtlamalardan yoksun olmasa da (sadece kamuya açık yazılımlar bu özelliktedir) kullanıcıya işlerini halletmek için ihtiyaç duyduğu esnekliği verir. Aynı zamanda da yazarın haklarını korur. İşte özgürlük budur.
Debian GNU/Linux projesi özgür yazılımın güçlü bir destekçisidir. Yazılımlar için çok sayıda farklı lisans kullanıldığından özgür yazılıma makul bir tanım getiren yönergeler Debian Özgür Yazılım Yönergeleri (Debian Free Software Guidelines – DFSG) geliştirilmiştir. Sadece DFSG’ye uyan yazılımların Debian’ın ana dağıtımına girmesine izin verilir.
Özgür ve Açık Kaynak Geliştiriciler Avrupa Toplantısı (FOSDEM)
FOSDEM (Özgür ve Açık Kaynak Geliştiriciler Avrupa Toplantısı), topluluk tarafından toplum için düzenlenen özgür ve ticari olmayan organizasyondur. Debian Projesi, önceki yıllarda olduğu gibi bu yılki “Özgür ve Açık Kaynak Geliştiriciler Avrupa Toplantısı”nın (FOSDEM) 4-5 Subat’ta Belçika’da, Brüksel’de gerçekleştirileceğini duyurmaktan mutluluk duyar. Debian K binadaki standında, zemin katta, proje üyeleriyle sorular ve tartışmalar üzerinde duruyor olacak; bu arada çesitli Debian markalı ürünler satışa sunulacak. Uzun zamandır Debian Geliştiricisi olan Lars Wirzenius ve Bdale Garbee’nin sırasıyla ele alacakları dağıtımların geliştirme sürecinde nasıl yenilik yapılabilir ve FreedomBox projesi konuları açış konusması niteliğinde olacaktır.
GNU/Linux
Bu konu hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, GNU/Linux SSS, Linux ve GNU Projesive GNU’yu Hiç Duymamış GNU Kullanıcıları başlıklı yazılarımızı da okuyabilirsiniz. İsimler anlamları iletirler; seçtiğimiz isimler, söylediğimiz şeylerin anlamını belirler. Uygun seçilmemiş bir isim, insanlara yanlış bir fikir verir. “Gül”e “Gül” demeseydik yine de güzel kokacaktı, ama ona kalem diyecek olursak onunla yazmaya çalışacak insanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır. Ayrıca kaleme “gül” dersek insanlar bunun ne işe yaradığını da anlayamazlar. Dolayısıyla eğer biz de sistemimize Linux diyecek olursak, bu adlandırma sistemin kökeni, geçmişi ve amacı konusunda yanlış bir fikir verir. Ama eğer GNU/Linux denecek olursa (ayrıntılı olmasa da) doğru bir fikir verecektir.Neden bu işletim sistemine Linux yerine GNU/Linux demenin doğru olduğunu açıkladığım zaman insanlar bazen şu cevabı veriyor:
Varsayalım ki GNU Projesinin bu iş için takdir edilmesi gerekiyor. Peki ama insanlar takdir etmediğinde cidden sızlanmaya değer mi? Asıl önemli olan işin yapılmış olması mı, yoksa kimin yaptığı mı? Sakin olmalı ve işinizi doğru yaptığınız için gurur duymalısınız. Emeğinizin takdir edilip edilmemesini de dert etmemelisiniz.
Bu akıllıca bir öğüt olurdu. Tabii şayet durum sizin dediğiniz gibi olsaydı… Yani şayet iş bitmiş, sıra dinlenmeye gelmiş olsaydı… Keşke böyle olsaydı! Ama tehditler bir yığın. Üstelik vakit gelecekten emin olma vakti değil. Topluluğumuzun gücü kendini özgürlüğe ve işbirliğine adamış olmasından geliyor. GNU/Linux adını kullanmak, insanların bu idealleri hatırlayıp başkalarını da bilgilendirmeleri için bir yoldur.
GNU’suz da iyi bir özgür yazılım üretmek mümkün; Linux adına da pek çok iyi işler yapıldı. Ama “Linux” terimi, isim olarak ortaya çıktığından beri işbirliği yapma özgürlüğüne adanmamış bir felsefeye sahip. Linux ismi, iş dünyası tarafından giderek artan düzeyde kullanıldıkça, onu topluluk ruhuyla bağdaştırmakta daha da büyük sorunlar yaşayacağız.
Özgür yazılımın geleceğine karşı önemli bir tehdit; “Linux” dağıtımları hazırlayan şirketlerin, rahatlık ve güç kazandırdığı bahanesiyle özgür olmayan yazılımları GNU/Linux‘a ekleme eğilimleridir. Bütün büyük ticari dağıtımların geliştiricileri böyle davranıyor. Hiçbiri bütünüyle özgür bir dağıtım üretmiyor. Bir çoğu, dağıtımlarındaki özgür olmayan paketleri açıkça belirtmiyor da. Hatta çoğu, özgür olmayan yazılımlar geliştirip bunları sisteme ekliyor. Kimi ise çirkin bir şekilde, kullanıcısına Microsoft Windows’un verdiğinden daha fazla özgürlük vermeyen, “kullanıcı başına lisanslanmış” “Linux” sistemlerinin reklamını yapıyor.
İnsanlar özgür olmayan yazılımların eklenmesini, “Linux’un yaygınlık kazanacağını” bahane ederek haklı çıkarmaya çalışıyor. Böyle diyerek aslında popülerliği özgürlüğün üzerinde tutuyorlar. Bazen de bunu açıkça itiraf ediyorlar. Mesela Wired Magazine; Robert McMillan’ın (Linux Magazine editörü) açık kaynaklı yazılımların politik kararlardan değil, teknik kararlardan güç alması gerektiğini düşündüğünü söylüyor. Ayrıca Caldera’nın CEO‘su kullanıcıları açık açık özgürlük gayelerini bir kenara bırakıp “Linux’un popülerliği” için çalışmaya teşvik ediyor.
Eğer popülerlikten kastımız, özgür olmayan yazılımlar içeren herhangi bir GNU/Linux dağıtımını kullanan insanların sayısı ise, GNU/Linux sistemlerine özgür olmayan yazılımlar eklemek belki popülerliği artıracaktır. Ancak aynı zamanda bu durum alttan alta, topluluğun, özgür olmayan yazılımları sanki iyi bir şeymiş gibi görmelerini de teşvik etmektedir. Eğer arabayı yolda tutmayı beceremiyorsanız, hızlı sürmenizin ne anlamı var?
Özgür olmayan “eklenti” bir kitaplık ya da programlama aracı olduğunda, özgür yazılım geliştiricileri için bir tuzağa dönüşebilir bu durum. Yazılım geliştiricileri, özgür olmayan bir pakete bağımlılık duyan bir özgür yazılım geliştirdiklerinde, bu yazılım tam anlamıyla özgür bir sistemin parçası olamayacaktır. Motif ve Qt geçmişte pek çok özgür yazılımı bu yolla tuzağa düşürdü ve bu durum, çözümü yıllar süren sorunlar doğurdu. Motif sorunu hâlâ tamamen çözüme kavuşturulamadı, çünkü LessTif’in biraz daha üzerinden geçmek gerekiyor (lütfen siz de gönüllü olun!). Sun’ın özgür olmayan Java uygulaması da benzer bir etki yaratıyor: Java Kapanı (Tarihi not: Kasım 2006 itibariyle Sun şirketi, Java platformunu GNU GPL ile yeniden yayınlama çalışmalarının tam ortasında bulunuyor.)
Eğer topluluğumuz bu yolda ilerlemeye devam ederse, bu durum GNU/Linux‘un geleceğini özgür ve özgür olmayan bileşenlerden oluşmuş bir mozaiğe dönüştürebilir. Bundan beş yıl sonra eminiz ki hâlâ pek çok özgür yazılımımız olacak, ama eğer dikkatli olmazsak, sistemimiz, kullanıcıların bulmayı umduğu özgür olmayan yazılımlar olmaksızın pek kullanışlı olmayacak. Bu gerçekleşirse özgürlük çabalarımız başarısızlığa uğramış demektir.
Eğer özgür alternatifler yayınlamak sadece bir programlama meselesi olsaydı, topluluğumuzun geliştirme kaynakları arttıkça gelecekteki problemleri çözmek daha kolaylaşabilirdi. Ama biz bu işi zorlaştıran tehditlerle karşı karşıyayız: Özgür yazılımı yasaklayan kanunlar. Yazılım patentleri çoğaldıkça ve DMCA benzeri kanunlar, DVD izlemek veya RealAudio yayınlarını dinlemek gibi önemli işler için yapılmış özgür yazılımların geliştirilmesini yasaklamak amacıyla kullanıldıkça, patentli ve saklı veri biçimlerine karşı mücadele etmek için bunları kullanan özgür olmayan yazılımları reddetmekten başka bir yolumuz kalmayacak.
Bu tehditlere cevap verebilmek için pek çok farklı mücadele şekli geliştirmek gerekiyor. Ama bir tehdidi boşa çıkarmak için ihtiyacımız olan şey, her şeyden önce, işbirliği yapma özgürlüğü gayemizi hatırlamaktır. Sırf güçlü, güvenilir yazılımlar üretme arzusunun insanları büyük çabalar sarfetmeye teşvik etmesini bekleyemeyiz. Kendilerinin ve topluluklarının özgürlüğü için savaşan, bunu yıllarca sürdürüp yılmayan insanların kararlılığına ihtiyacımız var.
Bizim topluluğumuzda bu amaç ve kararlılık asıl olarak GNU Projesi’nden kaynaklanıyor. Özgürlükten ve topluluktan, arkasında dimdik durulacak şeyler olarak bahsedenler bizleriz, “Linux”tan bahseden kuruluşlar bunlara pek değinmez. “Linux” ile ilgili dergiler genellikle özgür olmayan yazılımların reklamlarıyla doludur. “Linux”u paketleyen şirketler sisteme özgür olmayan yazılımlar ekliyor; başka şirketler özgür olmayan yazılımlar vasıtasıyla “Linux’u destekliyor”; “Linux” kullanıcı grupları ise bahsi geçen bu yazılımları tanıtmaları için satıcıları davet ediyor. Dolayısıyla topluluğumuzdaki insanların, özgürlük ve kararlılık idealleriyle buluştukları başlıca mekan GNU Projesi’dir.
Peki insanlar bu ideallerle buluştuklarında, bu ideallerin kendileriyle bağlantısını hissedebilecekler mi?
GNU Projesi’nden çıkan bir sistem kullandıklarını bilen insanlar kendileri ile GNU arasında doğrudan bir bağlantı görebilirler. Bizim felsefemizi bir çırpıda kabul etmeseler de en azından bunun hakkında ciddi ciddi düşünmek için bir neden göreceklerdir. Kendilerini “Linux kullanıcıları” olarak gören ve GNU Projesi’nin “Linux için kullanışlı olduğu kanıtlanmış araçlar geliştirdiğine” inanan kişiler kendileri ile GNU arasında sadece dolaylı bir ilişki kurabilirler. GNU felsefesiyle karşı karşıya geldiklerinde de bu felsefeyi gözardı etmeleri muhtemeldir.
GNU Projesi idealisttir ve bugün kim idealizmi savunsa büyük bir engelle karşılaşır. Bu engel; hakim ideolojinin, insanları idealizmi “kullanışsız” bulup göz ardı etmeye teşvik etmesidir. Halbuki bizim idealizmimiz oldukça kullanışlıdır: özgür bir GNU/Linux işletim sistemimizin var olmasının nedeni de budur aslında. Bu sistemi seven insanlar bunun bizim idealizmimiz sayesinde gerçekleştiğini bilirler.
Eğer “görev” gerçekten tamamlanabilmiş olsaydı, emeğimizin takdir edilmesi dışında bir mesele olmasaydı belki bu konuyu boşverebilirdik. Ama bu durumda değiliz. İnsanları yapılacak işleri yapmaya yüreklendirmek için şimdiye kadar yaptıklarımızın takdir edilmesi gerekiyor. Lütfen işletim sistemini GNU/Linux olarak adlandırarak bize yardımcı olun.
Not: Ad konusuyla ilgili olduğundan, GNU/Linux sisteminin geçmişini öğrenmek için http://www.gnu.org/gnu/linux-and-gnu.htmlsayfasına bakın. Bu konu hakkındaki başka sorulara ve savlara cevap bulmak için GNU/Linux SSS sayfasına bakın.

