Archive | GNU/Linux İpuçları

Nvidia Optimus Teknolojisi ve Bumblebee ile Primus Kurulumu

Aynı bilgisayarda biri intel (tümleşik) ve diğeri Nvidia (harici) ekran kartı varsa, bu iki ekran kartı arasında sorunsuz geçiş yapılmasını sağlayan teknolojiye Nvidia Optimus teknolojisi deniyor. Bu teknoloji ile birlikte hybrid bilgisayar, hybrid netbook, hybrid notebook vb. gibi çok çeşitli sözcükler yaşamımıza girmiş bulunuyor. Bu, güçlü ekran kartı gerektiren bir oyunu en yüksek ayarlarda takılmadan oynayabilmeniz; buna karşılık, yüksek ekran özellikleri gerektirmeyen bir ofis uygulamasını ikincil (tümleşik) kartınızla çalıştırabilmeniz anlamına geliyor. Söz konusu özellikleri kullanmak için yükleyeceğimiz yazılım: Bumblebee. Bumblebee GNU/Linux dağıtımları için dizüstü bilgisayarlara NVIDIA Optimus için destek vermeyi amaçlıyor. Bu vesileyle, öncelikle, Bumblebee yazılımının nasıl kurulduğunu değerlendirelim.

Continue Reading →

Uçbirimi açıyoruz ve sırasıyla aşağıdaki komutları veriyoruz:

sudo add-apt-repository ppa:bumblebee/stable

sudo add-apt-repository ppa:ubuntu-x-swat/x-updates

sudo apt-get update

sudo apt-get install bumblebee bumblebee-nvidia linux-headers-generic

sudo usermod -a -G bumblebee kullanıcı-adı

ya da

sudo adduser kullanıcı-adı bumblebee

Sonra sistemi yeniden başlatıyoruz.

sudo reboot

Bu aşamadan sonra Bumblebee kullanıma hazır hale gelecektir. Sistemimize ayrıca “Primus”u kuralım. Sisteme primus’u kurmak için:

sudo add-apt-repository ppa:zhurikhin/primus

sudo apt-get update

sudo apt-get install primus

Sonrasında, şu komutlar değerlendirmeyi mümkün kılacaktır:

glxspheres

optirun glxspheres

primusrun glxspheres

Bir ekleme yapalım. Gerekiyorsa şurada anlattığım gibi Glxspheres kurabilir ve

/opt/VirtualGL/bin/glxspheres64

ya da

optirun /opt/VirtualGL/bin/glxspheres64

komutlarını verebilirsiniz.

0

Debian Hakkında

Debian Projesi, özgür bir işletim sistemi yapmaya karar vermiş gönüllülerin oluşturduğu bir işletim sistemidir. Bu işletim sistemine biz Debian GNU/Linux veya kısaca Debian diyoruz. İşletim sistemi; bilgisayarınızın, programları ve uygulamaları çalıştırmasını sağlar. İşletim sisteminin temelini çekirdek oluşturur. Çekirdek bilgisayarın ev işlerini yapan ve diğer programların çalışmasına yarayan en temel programdır. Debian sistemleri Linux çekirdeğini kullanmaktadır. Linux, Linus Torvalds tarafından başlatılan ve Dünya çapında binlerce destekleyicisi bulunan bir parça yazılımdır. Bunun yanında Debian, başta Hurd çekirdeği olmak üzere diğer kernellerle çalışması için yapılan çalışmalar sürmektedir. Hurd, sunucuların bir microkernel (Mach gibi) üzerinde çeşitli özelliklerle çalışmasını sağlar. Hurd GNU projesi kapsamında üretilen özgür bir yazılımdır.

Continue Reading →

Temel araçların bir çoğu GNU projesinden gelmektedir, dolayısıyla isim GNU/Linux ve GNU/Hurd olmuştur. Bu araçlar da özgür yazılımdır.

Elbette insanların istediği programlar, işlerini yapmaları için gerekli olan programlar, işlerinde belge düzenlemeye yarayan ve sıkıldıklarında oynayacakları oyunlardan, yazılım geliştirme araçlarına kadar bir çok yazılım vardır. Debian, 25000’ın üzerinde paket (derlenmiş ve kullanıma hazır hale getirilmiş, kolay kurulan yazılımlar) ile gelmektedir — tamamı özgürdür.

Bu bir kuleye benzetilebilir. Temelde çekirdek bulunur. Onun üzerinde temel araçlar ve sonrasında çalıştırmak isteyebileceğiniz tüm programlar bulunur. Kulenin en üstünde; dikkatlice ve titizlikle organize edilmiş, herşeyin bir uyum içerisinde çalışmasını sağlayan Debian bulunur.

Tamamı özgür mü?

Belki merak ediyor olabilirsiniz: Neden insanlar saatlerini program yazmaya, onu titizlikle paketlemeye harcar ve onu özgürce dağıtır? Bunun cevabı katkıda bulunan kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar diğerlerine yardım etmeyi severler. Bazıları bilgisayarlar hakkında daha çok bilgi edinmek için program yazarlar. Bir çok kişi ise şişirilmiş yazılım fiyatlarına alternatifler oluşturmaktadır. Bazıları ise, artan özgür yazılım kalabalığını teşekkür olarak alıp katkıda bulunmaktadır. Çoğu araştırmalarını geniş kullanım alanına yaymak için özgür yazılım üretmektedir. Şirketler ise nasıl geliştirileceğini göstermek için özgür yazılım üretmektedir, böylece yeni bir özelliği kendi başınıza eklemenin daha kolay bir yolu yoktur! Elbette bir çok kişi ise sırf eğlenceli olduğu için yapar.

Debian’ın daha önce yazılmış ve resmileştirilmiş bir belge üzerine geliştirileceği zaman daha faydalı olabileceğini düşündük. Bu nedenle Sosyal Sözleşme‘miz doğdu.

Debian özgür yazılıma inanmasına rağmen, insanların özgür olmayan yazılımları istemesi veya kullanması gerektiği durumlar oldu. Zaman içerisinde Debian bunları desteklemeye başladı. Hatta Debian sistemine yüklenmek için hazırlanan özgür-olmayan yazılım paketlerinde artmaktadır.

Özgür diyorsunuz fakat CD’ler ve bant genişliği para tutuyor!

Şunu soruyor olabilirsiniz: Eğer yazılım özgür ise, neden CD için bir satıcıya para ödemem gerek ya da bir internet sağlayıcısına download için para ödemeliyim?

Bir CD alırken, başka birinin zamanını, disklerin yapılması için harcanan sermayeyi ve risklerini (adam tüm CD’leri satamayabilir) satın almış olursunuz. Diğer bir deyişle, yazılımın taşınmasını sağlayan fiziksel bir yapı satın almış olursunuz, yazılımın kendisini değil.

Biz “özgür” kelimesini kullanırken, özgürlüğü kastediyoruz, bunun bedava olması gerektiğini değil. Özgür yazılım ile ne anlatmak istendiği ve Özgür Yazılım Vakfı ne diyor sayfalarında okuyabilirsiniz.

Bir çok yazılım yüzlerce dolar tutuyor. Nasıl istemezsiniz bunu?

Daha iyi bir soru: Yazılım şirketleri neden bu kadar parayı istemiyor? Yazılım üretmek, araba üretmeye benzemez. Yazılımınızın bir kopyasını yaptıktan sonra, onu pazarlamak size milyonlar kazandırabilir (bu, Microsoft’un bankasında neden milyarlarının olduğunun iyi bir nedenidir).

Bir de şu açıdan bakın: Eğer arkanızda sonsuz kum kaynağı varsa, birazını atmak isteyebilirsiniz. Bir kamyon tutup başkalarına taşımak aptalca olur. Fakat başkalarını gelip almalarını sağlayabilirsiniz (internet üzerinden indirmeye olanak sağlayabilirsiniz) veya bunu başkalarına ulaştırmak için birilerinden ödeme alabilirsiniz (CD almaya eşdeğerdir). İşte bu Debian CD ve DVD’lerinin nasıl bu kadar ucuz olmasının nedenidir. (4 DVD sadece 12 USD).

Debian CD satışlarından para kazanmamaktadır. Ödenen bu paralar aynı zamanda, domain yenileme ve donanım gibi ihtiyaçlar için harcanır. Bu yüzden, Debian’a bağışta bulunan CD satıcılarından CD’leri almanızı istiyoruz.

Hangi donanım desteklenmektedir?

Debian neredeyse tüm kişisel bilgisayarlarda çalışmaktadır, buna çok eski modeller de dahil. Debian’ın her yeni dağıtımı genellikle daha fazla bilgisayar mimarisini desteklemektedir. Şuan desteklenmekte olanları görmek için lütfen: kararlı sürüm için olan belgelere bakınız.

Neredeyse tüm donanımlar desteklenmektedir. Eğer makinanıza bağlı her donanımdan eminseniz: Linux Donanım Uyumluluğu belgesine bakabilirsiniz.

Bazı şirketler donanım spesifikasyonunu yayınlamadıklarından donanımlarının desteklenmesi güçleşir. Bu, onların donanımlarını GNU/Linux altında kullanamayacağınız anlamına gelmektedir. Bazı şirketler ise özgür-olmayan sürücüleri sunmaktadır, bu bir sorundur çünkü şirket bu işten çekilebilir ya da sizin kullandığınız donanıma desteği çekebilir. Biz sadece ürünlerinde özgür yazılım ile sürücü desteği sağlayan üreticileri tavsiye ediyoruz.

Daha fazla bilgi istiyorum.

Sıkça Sorulan Sorular sayfamıza bir göz gezdirmek isteyebilirsiniz.

Hâlâ ikna olmadım.

Bizim sözümüzle yetinmeyin – Debian’ı deneyip kendiniz görün. Hard disk fiyatları çok ucuzladı, 2GB boş alan sizin için yeterli olacaktır. Eğer grafiksel masaüstü istemiyorsanız 600MB yeterli. Debian kolayca bu alana kurulabilir ve mevcut işletim sisteminiz ile birlikte çalışabilir. Eğer daha fazla alana ihtiyacınız olursa, diğer işetim sistemlerinizden birini kaldırabilirsiniz (ve Debian’ın gücünü gördükten sonra, Debian’ı silmeyeceğinizden emin olabilirsiniz).

Yeni bir işletim sistemi denemek değerli zamanınızı alacaktır, eğer buna ayıracak zamanınız yoksa bu anlaşılabilir bir durumdur. Bu nedenle Debian’ın artıları ve eksilerini derledik. Eğer kurmaya değer mi diye soruyorsanız, bu yazı karar vermenizde size yardımcı olacaktır. Umarız ki dürüstlüğümüzü ve açık sözlülüğümüzü taktir edersiniz.

Debian’ı nasıl temin edebilirim?

Debian’ı yüklemenin en çok kullanılan yol, boş bir CD fiyatına herhangi bir CD satıcısından satın alarak yüklemektir. Eğer iyi bir İnternet bağlantınız varsa, Debian’ı İnternet üzerinden indirip yükleyebilirsiniz.

Lütfen daha fazla bilgi için Debian’ı temin etme ile ilgili sayfamıza bakınız.

Eğer şuan Debian’ınız yoksa, ilk olarak Linux Donanım Uyumluluğu sayfasına bakmak isteybilirsiniz.

Size sunduğumuz paketlere bakmayı unutmayın (umarız paket sayısı gözünüzü korkutmaz).

Hepsini kendi başıma yapamam. Nereden destek alabilirim?

Web sitemizde ve bilgisayarınıza kurulu paketlerin içerisinde yer alan belgeleri okuyarak yardım alabilirsiniz. Ayrıca bize mail listeleri ve IRC kullanarak ulaşabilirsiniz. Başka bir yol ise bir danışman tutmaktır.

Lütfen ayrıntılı bilgi için hazırladığımız belgelere ve destek sayfalarına bakınız.

Sizler de kimsiniz?

Debian, Dünya’nın her tarafından neredeyse bine yakın aktif gönüllü geliştirici tarafından yapılmaktadır. Geliştiricilerin sadece birazı birbirleriyle gerçekte tanışmıtır. İletişim genel olarak e-mail aracılığı ile (lists.debian.org da bulunan mail listelerinde) ve IRC (irc.debian.org da bulunan #debian kanalında) ile yapılmaktadır.

Debian Projesi’nin dikkatle hazırlanmış organize bir yapısı vardır. Debian’ın içeride nasıl gözüktüğüne dair daha fazla bilgi için geliştiricilerin köşesine bakmaktan çekinmeyin.

Debian’ı kimler kullanıyor?

Herhangi bir istatistik tutulmamasına rağmen (Debian’ı kullanmak için kullanıcının kayıt olmasına gerek yoktur), görülüyor ki Debian, büyük-küçük binlerce kişi tarafından, geniş bir alana yayılmış bir çok organizasyon tarafından kullanılıyor. Neden ve nasıl kullandığına dair açıklama gönderen yüksek profilli organizasyonların bir listesini; kimler Debian kullanıyor sayfamızda görebilirsiniz.

Tüm bunlar nasıl başladı?

Debian, Linux ve GNU’dan esinlenerek açık bir dağıtım yapmak isteyen Ian Murdock tarafından 1993 Ağustos’unda başladı. Debian dikkatli ve özeni bir araya getirip, aynı şekilde geliştirildi. Sıkı Özgür Yazılım hackerlarıyla küçük başladı ve iyi organize edilmiş topluluğu ve geliştiricileriyle günden güne büyüdü. Ayrıntılı geçmiş için lütfen Proje Geçmişi sayfasına bakınız.

Bir çok insan Debian’ın nasıl telafuz edildiğini sormaktadır. Debian, /ˈde.bi.ən/ şeklinde telafuz edilmektedir. Debian ismi, yaratıcısı Ian Murdock ve eşi Debra’dan gelmektedir.

debian.org

 

0

Debian Sosyal Sözleşmesi

Sürüm 1.1 26 Nisan 2004 tarihinde onaylanmıştır. 5 Temmuz 1997 tarihinde onaylanan, sürüm 1.0 yürürlükten kalkmıştır. Debian ve Debian yapımcıları Debian Sosyal Sözleşmesi‘ni oluşturmuşlardır. Sözleşmenin bir parçası olan Debian Özgür Yazılım Yönergeleri (DFSG), başta uymayı kabul ettiğimiz tahaddütler olarak hazırlanmış, ardından Açık Kaynak Tanımı‘nın temelleri olarak özgür yazılım topluluğuna bırakılmıştır.

Continue Reading →

Özgür Yazılım Topluğu ile Sosyal Sözleşme

  1. Debian %100 özgür kalacaktırBir çalışmanın özgür olup olmadığına dair ilkeleri Debian Özgür Yazılım Yönergeleri başlıklı belgede sunuyoruz. Debian sisteminin ve onun tüm bileşenlerinin bu ilkelere göre özgür olacağına söz veriyoruz. Debian’da hem özgür hem özgür olmayan çalışmaları yaratacak veya kullanacak insanları destekleyeceğiz. Sistemi hiçbir zaman özgür olmayan bir bileşene gereksinim duyar hale getirmeyeceğiz.
  2. Ürettiklerimizi yine özgür yazılım topluluğuyla paylaşacağızDebian’a yeni bileşenler yazdığımızda, bunları Debian Özgür Yazılım Yönergeleri’ne uygun şekilde lisanslayacağız. Özgür yazılımın yaygın şekilde dağıtılması ve kullanılması için elimizden gelen en iyi sistemi yapacağız. Sisteme dahil ettiğimiz çalışmalara ilişkin hata düzeltmeleri, iyileştirmeler, kullanıcı istekleri ve benzerlerini üst geliştiricilere ileteceğiz.
  3. Sorunları gizlemeyeceğizHata-bildirimi veritabanının bütününü her zaman, herkese açık tutacağız. Çevrimiçinde olan kullanıcılardan gelen hata bildirimleri gecikmeden diğer kullanıcılar tarafından da görülecektir.
  4. Önceliklerimiz, kullanıcılarımız ve özgür yazılımdırBizi, kullanıcılarımızın ve özgür yazılım topluluğunun ihtiyaçları yönlendirecektir. Önceliklerimizde onların çıkarları ön sırada yer alacaktır. Kullanıcılarımızın, çok sayıda farklı bilgisayar ortamındaki çalışmalarında ortaya çıkacak ihtiyaçlarına destek sunacağız. Debian sistemlerinde çalıştırılması düşünülen özgür olmayan çalışmalara itiraz etmeyeceğiz veya böylesi çalışmaları yaratan veya kullanan kişilerden ödeme talep etmeye kalkışmayacağız. Başkalarının hem Debian sistemini hem diğer çalışmaları içeren dağıtımlar oluşturmasına, bizim tarafımızdan bir ödeme talep edilmeksizin, izin vereceğiz. Bu hedefleri desteklemek gayesiyle, sistemin böylesi kullanımlarına engel hiçbir yasal kısıtlama taşımayan, yüksek kalitede malzemeden oluşturulmuş tümleşik bir sistem sağlayacağız.
  5. Özgür yazılım standartlarımızı karşılamayan çalışmalarBazı kullanıcılarımızın Debian Özgür Yazılım Yönergeleri’ne uymayan çalışmalara da ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Bu çalışmalar için arşivimizde contrib ve non-free alanlarını oluşturduk. Bu alanlardaki paketler, Debian’la kullanılacak şekilde yapılandırılmış olsalar bile, Debian sisteminin parçası değildir. CD üreticilerine bu alanlardaki paketlerin lisanslarını okumalarını ve paketleri CD’lerinde dağıtıp dağıtamayacaklarına karar vermelerini öneriyoruz. Sonuç olarak, özgür olmayan çalışmalar Debian sisteminin bir parçası olmamasına rağmen, kullanımlarını destekliyor ve özgür olmayan paketler için altyapı (hata takip sistemimiz ve e-posta listelerimiz gibi) sağlıyoruz.

Debian Özgür Yazılım Yönergeleri (DFSG)

  1. Özgür DağıtımDebian’da bulunan bir eser’e ait lisans, herhangi bir şahsın çok sayıda farklı kaynaktan program içeren bir yazılım topluluğunun (dağıtım) parçası olarak yazılımı satmasını veya bağışlamasını kısıtlayamaz. Lisans, böyle bir satış için telif bedeli veya başka bir ücret şart koşamaz.
  2. Kaynak KoduProgram kaynak kodu içermeli ve kaynak kodla birlikte derlenmiş formda dağıtıma da izin vermelidir.
  3. Türetilmiş EserlerLisans; değişikliklere, türetilmiş eserlere ve bunların orijinal yazılımın lisansında belirtilen şartlarla dağıtımına izin vermelidir.
  4. Orijinal Kaynak Kodun BütünlüğüLisans, kaynak kodun değiştirilmiş halde dağıtımını, _sadece_ yeniden oluşturma sırasında programın değiştirilmesini sağlayan yama (patch) dosyalarının kaynak kodla birlikte verilmesine müsaade etmesi halinde kısıtlayabilir. Lisans, değiştirilmiş kaynak kodla oluşturulan yazılımın dağıtımına sarahaten izin vermelidir. Lisans, türetilmiş eserlerin orijinal yazılımdan farklı bir isim veya sürüm numarası taşımasını şart koşabilir. (Bu bir uzlaşmadır. Debian grubu, program yazarlarını kaynak veya derlenmiş halde olsun herhangi bir dosyanın değiştirilmesini kısıtlamamaya teşvik eder.)
  5. Kişi veya Zümre Ayırımı GözetmemekLisans, hiçbir kişi veya zümre arasında ayırım yapmamalıdır.
  6. Çalışma Alanı Ayırımı YapmamakLisans, herhangi bir özel çalışma sahasında programın kullanımını kısıtlamamalıdır. Örneğin, programın ticari sahada veya genetik araştırmalarda kullanılması kısıtlanamaz.
  7. Lisans’ın DağıtımıProgramın ilişiğinde bildirilen haklar, kendileri için ilâve bir lisans gerektirmeden, yeniden dağıtımla programın ulaştığı herkes için geçerli olmalıdır.
  8. Lisans Debian’a Özel OlmamalıdırProgramın ilişiğinde bildirilen haklar, programın Debian sisteminin bir cüzü olması şartına bağlı olmamalıdır. Programın Debian’dan çıkartılması ve Debian olmaksızın, fakat program lisansının öngördüğü şartlar altında kullanılması veya dağıtılması halinde programın yeniden dağıtımla kendilerine ulaştığı bütün taraflar Debian sisteminde tanınanlarla aynı haklara sahip olmalıdır.
  9. Lisans Diğer Yazılımların Kullanım Haklarına KarışmamalıdırLisans, birlikte dağıtıldığı diğer lisanslı yazılımlar üzerine kısıtlama koymamalıdır. Örneğin, lisans aynı ortamda dağıtılan diğer programların özgür olması gerektiğinde ısrar etmemelidir.
  10. Örnek LisanslarGPL, BSD, ve Artistik lisanslar özgür olduğunu değerlendirdiğimiz lisanslardır.

Özgür yazılım topluluğu ile sosyal sözleşme kavramı Ean Schuessler tarafından önerilmiştir. Bu belgenin taslağı Bruce Perens tarafından yazılmış ve diğer Debian geliştiricileri tarafından Temmuz 1997’de bir ay süren bir e-posta konferansı boyunca düzenlenerek Debian Projesinin resmî hareket tarzı olarak kabul edilmiştir

.

Bruce Perens, daha sonraları Debian’a özel bölümleri Debian Özgür Yazılım Yönergelerinden çıkararak Açık Yazılım Tanımıını yazmıştır.

Diğer kuruluşlar bu belgeyi aynen veya değiştirerek kullanabilirler. Böyle yapmanız halinde, lütfen Debian projesine referans verin.

debian.org

 

 

0

GNU'yu hiç duymamış olan GNU kullanıcıları

Çoğu insan, GNU’yu hiç duymamıştır. GNU’yu, “Linux” diye tanımlayan insanlar sağ olsunlar. GNU sistemlerini kullanan bir sürü insan bile, GNU’yu hiç duymamıştır. Bununla beraber, GNU’nun, insanlar duyduğunda çağrıştırdığı bazı bağları vardır. GNU, özgür yazılım hareketinin özgürlük kavramı amacıyla bağlantılıdır. Bu bağ, rastlantısal değildir. GNU’nun geliştirilmesini güdüleyen şey, bir bilgisayarın kullanımına olanak verme ve bu işi özgürce yapmanızı sağlamaktır.

Continue Reading →

Özgürlük ve toplumsal birlik amaçlarımız arasındaki bağ, GNU adıyla, GNU nedir bilmeyen yüz binlerce GNU/Linux kullanıcısının aklında oluşmaktadır. Wikipedia’da ve ağın dört bir yanında. Eğer, kullanıcılar, GNU hakkında araştırma yaparsa, özgür yazılım ve özgürlük konularını içeren bir www.gnu.org bulacaklardır.

“GNU/Linux” içindeki “GNU” adını ilk defa gören birisi, bir şeylerle bağ kuramayacaktır. Ancak, insanlar, sistemin temel olarak GNU olduğunu öğrendiklerinde, onları, amaçlarımızı öğrenmeye bir adım daha yakınlaşmış görürüz. Örneğin, biraz merakla, GNU hakkında daha fazla veri aramaya başlayabilirler.

Eğer aramazlarsa, nasıl olsa karşılarına çıkacaktır. “Açık kaynak” sanatı, insanları kullanıcıların özgürlükleri düşüncesinden uzaklaştırmaya çalışsa da, durum tam olarak böyle değildir. Hala GNU ve özgür yazılım hakkında konuşmalar olmakta ve böylece insanların GNU ile karşılaşma olasılıkları da bulunmaktadır. Bu olduğunda, eğer okuyucu, bir GNU sistemi kullandığını biliyorsa, GNU hakkında daha çok bilgiye ulaşmak istiyor-özgürlük ve toplum için, bir kampanyanın işiymiş gibi- demektir.

Zamanla, sistemi, “GNU/Linux” olarak adlandırmak, GNU sistemini geliştirme amacımız olan özgürlük kavramını yaymaya yardımcı olur. Özgür yazılım hakkında tartışmaların bütünüyle deneyimsizce ve erdem dışı yapıldığı bir dünyada, topluluğumuz, bu amaçların ayırdında olanlara, amaçları hatırlatıcı bir görev üstlenmiştir. Sizden, sistemi “GNU/Linux” olarak adlandırmanızı istediğimizde, GNU’nun farkında olmanın, yavaş yavaş ama kesinlikle özgür yazılım amaçlarının topluma kazandırılması demek olduğunu söylemek istiyoruz.

gnu.org

0

Bilgisayarınıza güvenebilir misiniz?

(Okuduğunuz yazı, Richard Stallman tarafından kaleme alınan “Can You Trust Your Computer?” (“Bilgisayarınıza Güvenebilir misiniz?”) isimli makalenin Elif ERYILMAZ tarafından Türkçe’ye kazandırılmış hâlidir. Dilimize çevirdiği için Elif ERYILMAZ’a teşekkür ederiz.)  Bilgisayarınız kendine verilen emirleri kimden almalı? İnsanların çoğu, bilgisayarlarının onların emirlerine uymaları gerektiğini düşünür, bilgisayarları başka birilerinin emirlerine uymamalıdır. “Trusted computing” denen sistem ile , büyük medya kuruluşları (film şirketleri ve ses-müzik kaydı yapan şirketler) Microsoft ve Intel gibi bilgisayar şirketleriyle beraber sizin yerinize bilgisayarınızın onlara uyması için plan yapıyor. (Bu planın Microsoft’a uyarlanmış hâline “Palladium” denir.) Önceden kötü amaçlı özellikler bulunduran şahsi programlar bu planla birlikte evrenselleşecek.

Continue Reading →

Şahsi yazılım, temel olarak, kullanıcının bilgisayarın ne yaptığını kontrol edemediğini ifade eder; kullanıcı kaynak kodunu açamaz, veya onu değiştiremez. Akıllı işadamlarının, kendi kontrollerini kullanmaları için kullanıcıların yararına olmayan yollar bulmaları bu anlamda şaşırtıcı değildir. Microsoft, birkaç kez bunu yapmıştır: Windows’un bir uyarlaması, kullanıcının sabit diskindeki bütün yazılımı Microsoft’a iletmek için tasarlandı; Windows Media Player’da yeni çıkan bir “güvenlik” (“security”) yükseltimi (upgrade), kullanıcıların yeni kısıtlamaları kabul etmesi gereğini getirdi. Ama Microsoft bu konuda yalnız değildir: KaZaa müzik-paylaşım yazılımı, öyle tasarlanmıştır ki, KaZaa’nın iş ortağı, kendi müşterilerine kullanıcının bilgisayarının kullanımını kiralayabilir. Bu kötü amaçlı özellikler çoğunlukla gizlidir, ama kullanıcı bu özellikler hakkında bilgi sahibi olsa bile, bunları bilgisayardan çıkarmak zordur, çünkü kullanıcının elinde kaynak kodu bulunmaz.

Geçmiş yıllarda bunlar, kısıtlı olaylardı. “Trusted computing” ile bu olay kısıtlı olmaktan çıkıp her tarafa yayılacak. Tehlikeli hesaplama anlamına gelen “Treacherous computing”, bu duruma daha uygun bir isimdir, çünkü plan, kullanıcının bilgisayarının sistematik olarak, kullanıcıya itaatsizlik edeceğinden emin olmak için tasarlanır. Aslında amaç, kullanıcının bilgisayarının bir genel-amaç bilgisayarı olarak iş görmesini durdurmak içindir. Yapacağınız her işlem için izin almanız gerekebilir.

“Treacherous computing” yönteminin temelinde yatan teknik fikir, bilgisayarın, dijital bir şifreleme ve imza aracını kapsadığıdır, ve anahtarlar kullanıcıdan gizli tutulur. Şahsi programlar, kullanıcının diğer hangi programları çalıştırabileceğini, hangi dökümanlara ve veriye ulaşabileceğini ve kullanıcının hangi programlara geçiş yapabileceğini kontrol etmesi için bu aracı kullanacak. Bu programlar devamlı olarak Internet üzerinden yeni otorite kurallarını indirecek, ve otomatik olarak kullanıcıya o kuralları koyacak. Eğer kullanıcı, Internet’ten periyodik olarak yeni kuralları elde etmesi için kendi bilgisayarına izin vermezse, programın bazı özellikleri otomatik olarak iş görmeyi durduracak.

Tabii, Hollywood ve kayıt şirketleri,”DRM (Digital Restrictions Management)” denen dijital kısıtlama yönetimi için “treacherous computing” kullanmayı planlıyorlar, bundan dolayı indirilen görüntü ve müzikler, sadece belirtilen bir bilgisayarda kullanılabilecek. En azından kullanıcının bu şirketlerden alacağı yetkilendirilmiş dosyaları paylaşması tamamen imkansız hâle gelecek. Kamu ve siz, bu şeyleri paylaşabilmek için hem özgürlük hem de imkana sahip olmalısınız. (Ben, birilerinin, şifrelenmiş içeriği aşıp, onları yüklemek ve paylaşmak için bir yol bulacağını umuyorum ve bundan dolayı DRM tamamen başarılı olamayacak. Ama DRM sistemi için bu bir mazaret değildir.)

Paylaşımı imkansız hâle getirmek, yeteri kadar kötüdür, ama bu daha kötü bir duruma gelecek. E-posta ve dökümanlarda da aynı kolaylığı kullanmak için planlar vardır: e-posta’ların iki haftada kaybolması sonucu veya sadece bir şirketteki bilgisayarlarda okunabilen dökümanların olması gibi.

Riskli olduğuna inandığınız bir iş olduğunu ve patronunuzun yine de istediğini söyleyen bir e-mail aldığınızı düşünün. Bir ay sonra, sonuçlar felakete döndüğünde bu fikrin size ait olmadığını e-mail ile gösteremeyeceksiniz. Emirlerin kaybolan mürekkeple yazıldığı bir ortamda, “bir yerlere yazmak” sizi korumayacaktır.

Hayal edin, eğer siz, patronunuzdan, şirketinizin yıllık hesap kontrol dökümanlarını kağıt makinesinde kıymak, veya ülkeniz için tehlikeli bir tehdide izin vermek gibi yasadışı veya ahlakça yanlış olan bir politikayı belirten bir e-mail alıyorsunuz. Bugün siz, bir muhabire bunu yollayabilirsiniz, ve faaliyeti açığa vurabilirsiniz. “Treacherous computing” ile muhabir, dokümanı okuyamayacak; muhabirin bilgisayarı, ona uymayı reddedecek. “Treacherous computing”, bu yozlaşma ve bozulma için bir cennet hâline gelecek.

Microsoft Word gibi Word işlemcileri, kullanıcının dokümanlarını kaydettikleri zaman, hiçbir kelime işlemcisinin bu dökümanları okuyamamasından emin olmak için “treacherous computing”i kullanırlar. Biz bugün, Word dökümanlarını okuyacak özgür kelime işlemcilerini yapmak için zahmetli deneyler ile Word biçiminin sırlarını anlamaya uğraşırız. Eğer Word, “treacherous computing” kullanan dokümanları kaydederken şifreleme yaparsa, özgür yazılım toplumu, bu dokümanları okumak için yazılımı geliştirme şansına sahip olamayacak. Kaldı ki biz bunu yapabilsek bile, böyle programlar dijital Millennium telif hakkı kanunu (Digital Millennium Copyright Act) ile yasaklanabilir.

“Treacherous computing” kullanan programlar devamlı olarak, Internet’ten yeni otorite kurallarını indirecek ve otomatik olarak kullanıcıya o kuralları koyacaktır. Eğer Microsoft veya Amerikan hükümeti bir kullanıcının dokümanında yazılanları beğenmezse, bir başka bilgisayarın o dokümanı okumasını engellemek için yeni talimatlar verebilecektir. Her bilgisayar yeni talimatları indirdiği zaman bunlara uyacaktır. Yazdıklarınız tıpkı 1984-romanında olduğu gibi öncekileri de kapsayacak şekilde silinebilir. Hatta siz bile kendi yazdıklarınızı okuyamayaz hâle gelebilirsiniz.

Kullanıcı, “treacherous computing” yapan bir uygulamanın hangi kötü şeyleri yaptığını bulabileceğini, onların nasıl zorlayıcı olduğu üzerinde çalışabileceğini ve onları kabul edip etmemeye karar verebileceğini düşünebilir. Kabul etmek ileriyi göremeyerek akılsızca verilen bir karar olacaktır, ama asıl önemli nokta, kullanıcının bunları gördükten sonra hâlâ yerinde durmuyor olduğunu düşünmesidir. Kullanıcı programı kullanmaya bağımlı hâle geldiği andan itibaren, bu firmalar kullanıcının tuzağa yakalandığını bilirler; sonra, anlaşmayı değiştirebilirler. Bazı uygulamalar otomatik olarak bazı şeyleri farklı yapan program yükseltmelerini indirecek, ve program yükseltmeleri için kullanıcıya bir seçenek tanınmayacaktır.

Kullanıcı bugün, onu kullanmayarak şahsi yazılım ile sınırlanmaktan kaçınabilir. Eğer kullanıcı, GNU/Linux veya başka bir özgür işletim sistemini kullanırsa, ve, eğer kullanıcı, bu sistemlere şahsi uygulamaları yerleştirmekten kaçınırsa, kullanıcı bilgisayarının ne yaptığının sorumluluğunu alabilir. Eğer özgür bir programın, kötü amaçlı bir özelliği varsa, diğer geliştiriciler, bu özelliği düzeltirler ve kullanıcı düzeltilen uyarlamayı kullanabilir. Kullanıcı, ayrıca özgür olmayan işletim sistemlerinde özgür uygulama programlarını ve araçlarını kullanabilir; bu, kullanıcıya özgürlüğü tam olarak sunmak konusunda eksiktir, ama birçok kullanıcı bunu yapar.

“Treacherous computing” özgür işletim sistemleri ve özgür uygulamaların varlığını risk altına koyar, çünkü kullanıcı, bütünüyle onları çalıştıramayabilir. “Treacherous computing”in bazı uyarlamaları, özel bir şirket tarafından özellikle kontrol altında tutulması için belli bir işletim sistemini gerektirir. Özgür işletim sistemlerine yüklenemez. “Treacherous computing”in bazı uyarlamaları ise, işletim sistemi geliştiricisi tarafından her programın ayrı ayrı kontrol edilmesini gerektirir. Kullanıcı, böyle bir sistemde özgür uygulamaları çalıştıramaz. Eğer kullanıcı bunun nasıl olduğunu anlayıp, birisine anlatırsa, bu bir suç olabilir.

Şimdiden, bütün bilgisayarların “treacherous computing”i desteklemesini gerektirecek ve eski bilgisayarların internete bağlanmasını yasaklayacak Amerikan yasalarını hayata geçirmek için teklifler bulunuyor. CBDTPA (Biz ona “Tüket ama programlamayı deneme (Consume But Don’t Try Programming Act)” diyoruz), bunlardan biridir. Onlar yasal olarak, “treacherous computing”i kullanması için kullanıcıyı zorlamasa da, bunu kabul etmesi için çok büyük baskı uygularlar. İnsanlar bugünlerde birkaç tür probleme sebep olmasına rağmen iletişim için çoğunlukla Word biçimini kullanıyorlar. (Bakınız: “We Can Put an End to Word Attachments“) “Treacherous computing” yapan bir makine, sadece en son Word dokümanlarını okuyabilirse, birçok insan durumu sadece bireysel görüp (onu al, veya bırak) kendilerininkini bununla değiştirebilirler. “Treacherous computing”e, kullanıcılar olarak biz hep beraber karşı çıkmalıyız, ve kolektif bir şekilde bu durumla yüzleşmeliyiz.

“Treacherous computing” hakkında daha fazla bilgi için: http://www.cl.cam.ac.uk/users/rja14/tcpa-faq.html

“Treacherous computing”i engellemek için yapılacak düzenleme birçok vatandaşın katılımını gerektiriyor. Kullanıcılar olarak sizin yardımınıza ihtiyacımız var! Electronic Frontier Foundation ve Public Knowledge “treacherous computing”e karşı kampanya düzenliyor, ve bu amaca yönelik FSF’nin sponsor olduğu “Digital Speech Project” (Dijital Tartışma Projesi) yürütülüyor. Lütfen bu web sitelerini ziyaret edin, böylece yapılan işleri desteklemek için bu sitelere kaydolabilirsiniz.

Ayrıca, halka açık konular için Intel, IBM, HP Compaq ofislerine yazarak yardım edebilir, veya bilgisayarı satın aldığınız yerlere “trusted computing sistemlerinden satın almak için baskı altında olmak istemediğinizi açıklayabilir, bundan dolayı, herhangi bir şekilde bu sistemlerin üretilmesini istemeyebilirsiniz. Bunlar, yanlışlardan geri dönülmesi için tüketici gücünü oluşturabilir. Eğer bunu yaparsanız, lütfen yazdığınız mektupların kopyalarını, yukarıdaki kuruluşlara yollayınız.

Dipnot

1. GNU projesi,GNU Gizlilik Denetimi’ni (GNU Privacy Guard) dağıtır, genel-anahtar şifreleme ve dijital imzaları uygulayabilen program, güvenli ve özel e-postaları yollamak için kullanılır. GPG’nin “treacherous computing”den nasıl ayrıldığını keşfetmek, ve birini tehlikeli yapan şeylerin diğerini yardımsever yaptığını görmek işe yarayabilecek bir bilgidir.

Herhangi biri, size şifrelenen bir dokümanı yollamak için GPG’yi kullandığı zaman, ve siz, onu çözmesi için GPG’i kullandığınız zaman, sonuç, sizin, okuyabildiğiniz, iletebildiğiniz, kopyalayabildiğiniz, ve hatta başka birisine güvenle tekrar yollamak için şifreleyebildiğiniz şifrelenmemiş bir dokümandır. “Treacherous computing” yapan bir uygulama, ekrandaki sözcükleri okumanız için size izin verecektir, ama diğer yollarda kullanabileceğiniz şifrelenmemiş bir dokümanı üretmenize izin vermeyecektir. Özgür bir yazılım paketi olan GPG, güvenli özellikleri kullanıcılara uygun hale getirir; kullanıcılar da bunu kullanır. “Treacherous computing” ise, kullanıcılara kısıtlamalar koymak için tasarlanır; sistem bu kısıtlamaları kullanır.
2. “Treacherous computing” in destekçileri, söylemlerini bu sistemin yararlı kullanımlarına odaklarlar. Onların dedikleri çoğunlukla doğru, ama önemli değildir. Birçok donanım gibi, “treacherous computing” donanımı, zararlı olmayan amaçlar için kullanılabilir. Ama bu kullanımlar, “treacherous computing” olmadan diğer yollardan da yerine getirilebilir. “Treacherous computing”in yaptığı başlıca fark, kullanıcılar için yaptığı kötü sonuçtur: kullanıcıya karşı çalışmak için kullanıcının bilgisayarını donatmak bunun en önemli örneğidir.

Onların dedikleri doğrudur, ve benim dediklerim de doğru. Hepsini bir araya getirin ve siz ne elde ediyorsunuz? Neleri kaybedeceğimizden uzak küçük faydalar önümüze süren “treacherous computing”, bizim özgürlüğümüzü almak için bir plandır.
3. Microsoft, virüslere karşı koruyan bir güvenlik ölçümü için Palladium’u sunar, ama virüslere karşı koruyacağı talebi açıkça yanlıştır. Microsoft tarafından 2002 Ekim’de yapılan bir sunum gösteriyor ki, Palladium’un özelliklerinden biri, mevcut işletim sistemleri ve uygulamalarının çalışmaya devam edecek olması; bu yüzden, virüsler bugün yapabildiği bütün şeyleri yapabilmeye devam edecektir.

Microsoft, Palladium’la alakalı olarak “Güvenlik”ten konuştuğu zaman, doğal olarak bizim o sözcük ile ifade ettiklerimizi ifade etmez: kullanıcının istemediği şeylerden makinesini korumak bizim güvenlik anlayışımızdır. Onlar, başkalarının istemediği şekilde makinenizdeki verilere erişmenizi engellemeyi güvenlik sayarlar. Sunumdaki bir slayt, palladiumun, korumak için kullanılabileceği birkaç örnek listeledi, “Üçüncü şahıs sırları” ve “Kullanıcı sırları”nı kapsayan bu sunumda “Kullanıcı sırları”nı tırnak işareti ile belirterek palladiumun bu bağlamda bir gülünçlük yaptığı sonucunu akıllara getirdi.

Bizlerin güvenlik tanımı içerisinde kullandığımız saldırı (attack), kötü amaçlı kod (malicious code), yanıltmak (spoofing), güvenilen (trusted) gibi terimleri sunum sık sık kullandı. Ancak bunların hiçbiri, normal anlamını ifade etmiyordu. Saldırı (attack), birinin size zarar verecek şekilde çalışmasını değil, müzik kopyalamayı deneyenleri ifade ediyordu. Kötü amaçlı kod (malicious code), makinenize konan kısıtlayıcıları kaldırmak için tarafınızdan geliştirilen kodları ifade ediyordu. Yanıltma (spoofing), birisinin sizi kandırmasını ifade edeceğine, palladium’u kandırırken sizi ifade etmekteydi. Ve bu böyle sürüp gidiyor.
4. Palladium geliştiricileri tarafından önceden yapılan bir açıklamada, temel öncülün, onu her kim geliştirdiyse veya bilgileri topladıysa, sizin, onu nasıl kullandığınızın toplam kontrolüne bu kişinin sahip olması gerektiği belirtilmiştir. Bu, etiğin ve yasal sistemin eski günlere dönmesine neden olacak bir devrimi simgeler ve kontrolde benzersiz bir sistem yaratacaktır. Bu sistemlerin problemlerinin hiçbiri, yanlışlıkla yapılmış değildir; bunlar, temel amaçtan doğan sonuçlardır. Bizim amacımız da bunu geriye çevirmektir.

Bu makale ,”Free Software, Free Society: The Selected Essays of Richard M. Stallman” (“Özgür Yazılım, Özgür Toplum: Richard M. Stallman’ın Seçilmiş Denemeleri”)’dan alınarak yayınlanmıştır.

cagataycebi.com

0

Açık kaynak, neden özgür değil?

Richard Stallman GNU‘yu kurarak Özgür Yazılımı başlatan kişi olmuştur. Özgür yazılım felsefesinin gelişmesiyle birlikte farklı farklı konseptler ve lisanslar ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de “Açık Yazılım” kavramıdır. Farkedilmeden yapılan genel bir hata, açık yazılımla özgür yazılım felsefesinin birbirine karıştırılmasıdır. Bu terimler birbirine yakın olmakla birlikte, aynı kapıya çıkmaz. Richard Stallman tarafından kaleme alınan “Why ‘Open Source’ misses the point of Free Software” (“‘Açık Kaynak’ neden Özgür Yazılım noktasını kaçırıyor?”) isimli makale açık yazılımın, özgür yazılım olması gerekmediğini gösteren bir eleştiridir. Yazıyı dilimize kazandırdığı için Duygu DEMİRBAŞ‘a teşekkürler…

Continue Reading →

‘Açık Kaynak’ neden özgürlük noktasını kaçırıyor?

Yazılımı “özgür” olarak adlandırdığımızda, kullanıcının kendi temel özgürlüğüyle ilgili oldugunu ifade ediyoruz: onu çalıştırmak için, onunla çalışmak ve geliştirmek için ve onu değişiklikleri veya eski haliyle yeniden dağıtmak için özgürlük. Bu bir özgürlük meselesidir, fiyat değil. Bu yüzden “bedava bira” olarak değil “konuşma özgürlüğü” gibi düşünmelisiniz.

Bu özgürlükler gerçekten çok önemlidir ve çok yararlıdır sadece kullanıcıların hatrı için değil, çünkü bu onları sosyal dayanışmaya teşvik eder bu paylaşma ve iş birliğidir. Dijital ses, fotoğraf ve kelimelerden oluşan bir dünyada, özgür yazılım, özgürlüğü genel anlamda eşitlemeye geliyor.

Dünyadaki on milyonlarca insan şuanda özgür yazılımı kullanıyor; Hindistan’daki okullar ve İspanya şu anda tüm öğrencilerine ücretsiz GNU/Linux işletim sistemini kullanmayı öğretiyor. Fakat bu kullanıcıların çoğu bu sistemi ve özgür yazılım topluluğunu hangi sebeplerle geliştirdiğimizi hiç duymadı. Çünkü bugüne kadar bu sistem, bu topluluk daha çok “açık kaynak” diye tanıtıldı ve bu özgürlüklerden güçlükle bahsedilecek farklı bir felsefeyle olaya bakılmasına sebep oldu.

Özgür yazılım hareketi 1983’den beri bilgisayar kullanıcıları için bir seferberlik başlatmıştır. 1984’de ücretsiz işletim sistemi GNU’yu ortaya koyduk böylece kullanıcıların özgürlüğünü reddeden ücretli işletim sistemlerinden uzak durduk. 80’li yıllar boyunca bilindiği gibi bir sistemin en faydalı bileşenlerinden GNU Genel Kamu Lisansı’nı geliştirdik. Bu lisans belirli bir şekilde tüm kullanıcıların özgürlüğünü korumak için dizayn edildi.

Fakat, özgür yazılımın tüm kullanıcı ve geliştiricileri özgür yazılım hareketinin amaçlarıyla aynı fikirde değildi. 1998’de özgür yazılım topluluğunun bir kısmı bölündü ve “açık kod” adıyla yeni bir topluluk oluşturdu. Süreç aslında olası bir ‘özgür yazılım’ teriminin yanlış anlaşılmasından uzak durmayı arz ediyordu. Ama sonraları özgür yazılım hareketinden tamamen farklı bir felsefi bakış ile ilişkililendirildi.

Bazı “açık kaynak” yanlıları, yanlış veya doğru duymaktan hoşlanmayacakları fikirlerden uzak durup, bu durumu “özgür yazılım için pazarlama kampanyası” diye nitelendirdiler. İşletme yöneticilerine konunun pratik yanlarını göstermek için iyi bir yöntem olarak değerlendirdiler. Diğer açık kaynak yanlıları, açıkça özgür yazılım hareketinin etik ve sosyal değerlerini reddettiler. “Açık kaynak” topluluğunu oluştururken bu değerlerin hiçbirinden bahsetmediler ve hiçbirini savunmadılar.”Açık kaynak” terimi birdenbire güçlü güvenilir yazılım yapmak gibi pratik değerlerden bahsetme alıştırması olarak ilişkilendirildi. “Açık kaynak” destekleyenlerin büyük çoğunluğu bu pratik kavramlara geldi ve onların açık kaynaktan anladığı buydu.

Neredeyse bütün açık kaynak yazılımlar özgür yazılımdır; terimlerin ikisi de yazılımın hemen hemen aynı kategoride olduğunu gösterir. Fakat temelde farklı değerler üzerine kurulu bakış açıları söz konusudur. Açık kaynak bir geliştirme yöntemi, özgür yazılım ise sosyal bir harekettir. Özgür yazılım hareketi için özgür yazılım bir etik gereksinimdir; çünkü sadece özgür yazılım kullanıcıları özgürlüğüne saygılıdır. Buna zıt olarak açık kaynak felsefesi bir yazılımın nasıl daha iyi yapılacagını sadece pratik bir anlamda düşünür. Bu ücretsiz olmayan yazılımın vasatın altında bir çözüm oldugunu söyler. Özgür yazılım hareketi için ücretli yazılım sosyal bir problemdir ve özgür yazılım hareketi çözümdür.

Özgür yazılım… Açık kaynak… Eğer yazılım aynıysa, nasıl adlandırdığımızın önemi var mı? Evet var. Çünkü farklı sözcükler farklı anlamlar taşır. Herhangi bir isimdeki ücretsiz bir program bugün size aynı özgürlüğü sağlarken, özgürlüğü sağlam bir yolla kurmak için özgürlüğün değerinin insanlara öğretilmesi gerekir. Eğer buna yardımcı olmak istiyorsanız, “özgür yazılım” hakkında konuşmak önemlidir.

Biz özgür yazılımı savunan insanlar açık kaynağı bir düşman olarak görmüyoruz; düşman patentli (özgür olmayan) yazılımdır. Fakat insanlara bizim özgürlük için var olduğumuzu anlatmak istiyoruz; bu yüzden açık kaynak kodu destekleyicisi olarak yanlış tanımlamaları kabul etmiyoruz.

“Özgür yazılım” ve “açık kaynak” ile ilgili genel yanlış anlamalar

“Özgür yazılım” teriminde yanlış yorumlamayla ilgili bir problem var: kasıtsız bir anlam, “yazılımı sıfır ücretle alabilirsiniz” bu anlam tamamen “kullanıcıya tam özgürlük veren yazalım”a uyuyor. Biz bu probleme özgür yazılımın tanımını yaparken “bedava bira” gibi değil “konuşma özgürlüğü” olarak düşünmelisiniz diyerek seslendik. Bu mükemmel bir çözüm sayılmaz, bu problemi tamamen ortadan kaldıramaya da yetmiyor. Başka problemleri sebep olmayacak açıkça belirtilmiş doğru bir terim daha iyi olabilirdi.

Maalesef, İngilzce’de tüm alternatiflerin kendi içinde problemleri var. İnsanların önerdiği birçok alternatife baktık fakat hiçbiri geçiş yapmamıza değecek olacak kadar anlaşılır değildi. ‘Özgür yazılım’ yerine önerilmiş bütün isimlerin bazı semantik problemleri vardı -buna “açık kaynak yazılım” da dâhil.

Open Source Initiative tarafından basılmış ve burada bahsetmemizin çok uzun olacağı Açık kaynak yazılım’ın resmi tanımı, dolaylı olarak bizim özgür yazılım için olan kriterlerimizden türetildi. Bizim kriterlerimizle aynı değildi, bazı yönlerden daha gevşekti ve bu yüzden açık kaynak destekleyicileri bizim kabul edilemez sınırlayıcılıkta oldugunu düşündüğümüz bazı lisansları kabul ettiler. Herşeye rağmen, pratikte bizim tanımımıza oldukça yakınlardı.

Bir çok insan tarafından açık kaynak yazılımın ilk akla gelen anlamı “kaynak koduna bakabilirsiniz” şeklinde algılandı. Bu özgür yazılımdan ve açık kaynak yazılımın resmi tanımından daha güçsüz bir kriterdi. Bu davranış, ne özgür, ne de açık olan bir çok programı da içeriyordu.

İlk akla gelen anlamına karşın, “açık kaynak” onu savunanların kastettiğini ifade etmiyor. Ve sonuçta bir çok insanın terimi yanlış anladı. Neal Stephenson’un “açık kaynak”ı nasıl tanımladıgına bakalım:

Linux açık kaynaktır. Basitçe ifade edersek, dileyen herkes kaynak kodunun bir kopyasını alabilir.

Onun “resmi” tanımı temkinli bir şekilde reddetmek veya tartışmak için araştırdığını sanmıyorum. İngiliz dilindeki basit anlamlara başvurduğuna inanıyorum. Kansas eyaleti buna benzer bir tanım yaptı:

Açık kaynak yazılım (OSS) kullanmak. OSS, kaynak kodunun serbest ve halka açık olduğu, bu kodla neler yapmaya izinli olundugu özel bir lisans anlaşmasına göre değişen bir yazılımdır.

Bu resmi tanımıyla açık kaynak insanlarla anlaşma yapmayı deniyordu. Fakat bu düzeltici yaklaşım onlar için bize oldugundan daha az etkileyiciydi. “Özgür yazılım” teriminin iki doğal anlamı vardır birisi plânlanan anlamıdır böylece “bedava bira” olarak değil “konuşma özgürlüğü”nü anlayan insan bunu bir daha yanlış anlamayacak. Fakat “açık kaynak”ın sadece bir doğal anlamı var ve bu da onu destekleyenlerin kastetmediği anlam. Böylece bunu daha az ve öz bir anlatmanın ve resmi tanımı haklı çıkarmanın başka bir yolu yoktur. Bu daha beter kafa karışıklığı yapıyor.

Farklılıklar benzer sonuçlar doğurabilir… Fakat her zaman değil.

1960’lı yıllarda radikal gruplar zıt kutuplara bölünmekte konusunda bir üne sahipti: Bazı gruplar strateji detaylarındaki bazı anlaşmazlıklar yüzünden bölündü ve iki kardeş grup birbirlerini farklı amaç ve değer taşıyan iki zıt grup gibi tehdit etmeye başladı. Sağ kanat bunun daha fazlasını yaptı ve bunu bütün sol görüşü eleştirmek için kullandı.

Bazıları açık kaynakla olan anlaşmazlıklarımızı bu radikal grupların anlaşmazlıklarına benzeterek özgür yazılım hareketini küçümsemeye çalışıyor. Bu onların geçmişinde de var. Biz açık kaynak ile bazı basit amaç ve değerlerde uyuşmuyoruz, fakat onların ve bizim bakış açımız bir çok durumda özgür yazılım geliştirmek gibi yakın pratik davranışlara yol açıyor.

Sonuç olarak açık kaynak taraftarı ve özgür yazılım kısmında olanlar sık sık birlikte yazılım geliştirmek gibi aynı projelerde çalışıyorlar. Böyle farklı bakışların farklı insanları sık sık aynı projelerde çalışmaya motive etmesi az rastlanır bir durum. Buna rağmen kavramlara bakış açıları hâyli farklı ve kimi durumlarda tamamen farklı eylemlere neden olan durumlar yaratıyor.

Açık kaynak fikri kullanıcılara yazlımı değiştirme ve yeniden dağıtma izni veren ve onu daha güçlü ve güvenli yapan bir fikirdir. Ama bu garanti değildir. Özel yazılım geliştiricilerinin mutlaka yetersiz ürün sunması gerekmez. Kullanıcının özgürlüğüne saygı duymamalarına rağmen bazen güçlü ve güvenli bir program üretiyorlar. Özgür yazılım eylemcileri ve açık yazılım tutkunları buna nasıl tepki verecekler?

Tam bir açık kaynak tutkunu, özgür yazılımının ideallerinden etkileyenmeyen birisi “Bizim geliştirme modelimizi kullanmadan böyle güzel çalışan programı yapabileceğinize şaşırdım, ama yaptınız. Bunun bir kopyasını nasıl alabilirim?” diyecektir. Bu davranış bizi özgürlüğümüzden uzaklaştıran projeyi ödüllendirecek, özgürlüğün kaybına yol açacaktır.

Özgür yazılım eylemcisi “Programınız çok etkileyici fakat özgürlüğümden taviz verecek kadar değil. Bu yüzden onsuz yapmak zorundayım. Yazılımınızın özgür alternatifini geliştirecek bir projeyi destekleyeceğim.” Eğer özgürlüğümüze değer veriyorsak onu korumak ve kollamak için harekete geçmeliyiz.

Güçlü, güvenilir yazılım kötü olabilir

Bizim güçlü ve güvenli yazılımdan anladığımız, onun kullanıcıya hizmet etmesidir. Eğer güçlü ve güvenilir diyebiliyorsak, kullanıcıya iyi bir hizmet sunuyor demektir.

Fakat sadece kullanıcı özgürlüğüne saygı duyan yazılımlar, iyi hizmet sunar. Peki ya yazılım kullanıcılara zincir vurmak için tasarlandıysa? O hâlde güçlü yazılım zincirlerin daha kısıtlayıcı olduğu, güvenilirliğinse zincirleri kaldırmanın daha zor olduğu anlamına gelir. Zararlı yazılım özellikleri, kullanıcılara casusluk etmek, kullanıcıyı kısıtlamak, el altından ve yükseltmeleri hile ile yapmak gibi kötü niyetli özellikler özel yazılımda yaygındır ve bazı açık kaynakçılar da aynı biçimde olmasını istemektedir.

Film ve plak şirketlerinin baskısı altında bireysel kullanıcılara yönelik yazılımlar özellikle kısıtlayıcı şekilde dizayn ediliyor. Bu kötü niyetli özellikler DRM veya Digital Restrictions Management (bkz.: DefectiveByDesign.org) olarak bilinir. Ve bu özgür yazılımın sunmaya çalıştığı özgürlük ruhuna karşı antitezdir. Sadece ruhuna değil: DRM’in amacı sizin özgürlüğünüzü ayaklar altında çiğnemek olduğundan, DRM geliştiricileri DRM yazılımını değiştirmenizi daha zor, olanaksız ve hatta kanuna aykırı yapmaya çalışır.

Bazı açık kaynak destekleyicileri “açık kaynak DRM” yazılımını önerdiler. Bunun arkasındaki düşünceleri, kaynak kodu açık hâle getirerek şifrelenmiş medyaya ulaşmanızı kısıtlayacak ve başklarının kaynak kodda değişiklik yapmasına olanak vererek sizin gibi kullanıcılar için çok daha güvenilir ve güçlü kısıtlama yazılımları üreteceklerdir. Sonra değiştirmeye izinli olmadığınız aygıtlarla bu kısıtlama size sunulacaktır.

Bu yazılım belki “açık kaynak” olabilir ve açık kaynak geliştirici modelini kullanmış da olabilir. Fakat kullanıcının özgürlüğünü kısıtladığı andan itibaren özgür yazılım değildir. Eğer açık kaynak geliştirme modeli, sizi kısıtlamak için daha güçlü ve güvenilir yazılımlar yapacaksa bu onu daha kötü yapar.

Özgürlüğün Korkusu

Açık kaynak yazılımın temel güdüsü, özgür yazılımın etik fikirlerinin bazı insanları tedirgin etmesinden kaynaklanıyor. Bu doğru; rahat bir şekilde özgürlük hakkında konuşmak, etik hatalardan bahsetmek, sorumluluklardan söz etmek insanlara davranışlarının etik olup olmadığı gibi göz ardı etmek istedikleri bazı soruları yöneltmek… Bu rahatsızlığı tetikleyebilir ve bazı insanlar kolayca kendilerini bu fikirlere kapayabilir. Bu durum, bizim bunları konuşmayı bırakmamız gerektiğini göstermez.

Ancak açık kaynak liderlerinin yapmaya karar verdiği şey bu. Etik ve özgürlükler hakkındaki sessizliklerini koruyarak ve özgür yazılımın sadece pratik yararlarından bahsederek, yazılımı daha etkileyici bir biçimde kullanıcılara ve işletmelere “satabileceklerini” keşfettiler.

Bu yaklaşım kendi açısından bakıldığında, verimli olduğunu kanıtladı. Açık yazılım hitabeti, birçok işletmeyi ve kullanıcıyı açık yazılım kullanmaya ve hatta “özgür yazılım” geliştirmeye ikna etti. Bu durum, bizim topluluğumuzu da genişletti fakat sadece yüzeylsel-pratik seviyede. Pratik değerler üzerine kurulmuş açık kaynak felsefesi özgür yazılımın derinlemesine anlaşılmasına mani oluyor; bizim topluluğumuza bir çok insan getiriyor fakat onlara bunu savunmayı öğretmiyor. Bu hâyli iyi ancak özgürlüğün güvence altına alınması için yeterli değil. Özgür yazılıma heyecan duyan kullanıcılar onları kendi özgürlüklerinin savunucusu olma yoluna katıyor.

Er ya da geç bu kullanıcılar bazı pratik avantajlar için tekrar özel (lisanslı) yazılıma dönmek için davet edilecekler. Sayısız firma bu gibi teklifler önerecek, bazıları bedava kopyaları sunacak. Neden kullanıcılar reddetsin? Bu sadece özgür yazılımın onlara verdiği özgürlük değerini öğrendilerse, özgür yazılımın teknik ve pratikliğinden çok özgürlüğe değer verdikleri için olacaktır. Bu fikri yaymak için özgürlükten konuşmak zorundayız. “Sessizliği koruma” yaklaşımı iş dünyası için yararlı olabilir fakat özgürlük aşkı acayiplik gibi göründüğünde tehlikeli olabilir.

Bu tehlikeli durum tam olarak bizim sahip oldugumuz şeydir. Genellikle özgür yazılımı destekleyen bir çok insan iş dünyasında “kabul edilebilir” olmak için özgürlükten az bahseder. Yazılım distribütörleri özellikle bu yolu izler. Neredeyse bütün GNU/Linux işletim sistemi dağıtımcıları, lisanslı paketleri temel özgür sisteme eklerler. Böylece özgür yazılımdan bir adım geride kalacak kullanıcıları, bunu bir avantaj olarak düşünmeye çağırırlar.

Özel eklemeli yazılım bulunduran ve kısmen özgür GNU/Linux dağıtımları geniş alan bulurlar; çünkü topluluğumuzun çoğu kendi yazılımlarında ısrar etmez. Bu tesadüf değil. Birçok GNU/Linux kullanıcısı, özgürlüğün amaç olduğu bir sistemle tanıştırılmadı, onlara bu sistem “açık kaynak” olarak söylendi. Özgürlüğü desteklemeyen ve özgürlükten konuşmayan uygulamalar elden ele geçti ve birbirinin değerini artırdı. Bununla baş etmek için özgürlükten daha çok konuşmalıyız, daha az değil.

Sonuç

Açık kaynak taraftarları insanları bizim topluluğa sürüklediği zaman, biz özgür yazılım için çaba sarfedenler yeni kullanıcıların dikkatini özgürlükteki hatalara çekmek için daha çok çalışmalıyız. Olabileceğinden daha çok ve daha yüksek sesle şunu söylemek zorundayız: “Bu özgür yazılımdır ve size özgürlük verir!”. “Açık kaynak “yerine “özgür yazılım” dediğiniz her an bizim kampanyamıza yardımcı olacaksınız.

Çevirmen Notu

Yazıya konu olan free kelimesi, İngilizce’de özgür, ücretsiz, serbest anlamlarına gelmektedir. Türkçe’de Özgür Yazılım kavramı tek bir kapıya çıkarken, free kelimesinin birden çok karşılığı olması İngilizce’de problemler yaratmakta ve Özgür Yazılım yerine Ücretsiz Yazılım gibi yanlış anlamlara neden olmaktadır. Richard Stallman’ın Özgür Yazılımı bedava bira (free beer) olarak değil, konuşma özgürlüğü (free speech) şeklinde düşünün demesi bundan kaynaklanmaktadır.

cagataycebi.com

0

Özgür ve Özgür-Olmayan Yazılım Kategorileri

Ayrıca Uzak Durmak İsteyebileceğiniz Karmaşık Kelimeler‘e dikkat edin. Chao-Kuei’nin bu şeması, farklı yazılım kategorilerini açıklıyor. GNU GPL v2 veya daha yenisi, GNU FDL v1.2 veya daha yenisi veya Creative Commons Attribution-Share Alike v2.0 lisanslarının herhangi birinin koşulları altında Ölçeklenebilir Vektörel Grafik (SVG) ve XFig dosyasıolarak da mevcuttur. Özgür yazılım, herkese kullanma, çoğaltma ve dağıtma izinlerini, bire-bir aynısı veya değişiklikler ile, bedava veya bir ücret karşılığında gelen yazılımdır. Dikkate değer anlamda, bu kaynak kodun bulunmak zorunda olduğu anlamına gelir. “Eğer, kaynak değilse, o yazılım değildir.” Bu basitleştirilmiş bir tanımdır; ayrıca tam tanımına bakın. Eğer bir program özgür ise GNU gibi özgür bir işletim sistemine veya GNU/Linux sistemlerin özgür sürümlerine dahil edilebilir.

Continue Reading →

Bir programı özgür yapmanın bir sürü farklı yolu vardır—bir çok yoldan farklı kararlaştırılabilecek detaylarla ilgili sorular programı özgür yapabilir, Bazı olası seçenekler aşağıda açıklanmıştır. Belli özgür yazılım lisansları hakkında bilgi için lisans listesi sayfasına bakın.

Özgür yazılım, bir özgürlük meselesidir, fiyat değil. Ama, mülk yazılım şirketleri bazen, “free software (özgür yazılım)” tanımını fiyat için kullanmaktadırlar1. Bazen çalıştırılabilir kopyasını ücretsiz olarak elde etmek anlamında; bazen satın almakta olduğunuz bilgisayarın fiyatının içinde olduğu anlamında kullanırlar. Her durumda, GNU projesinde özgür yazılımın bizim bahsettiğimiz anlamıyla hiçbir ilgisi yoktur.

Bu olası karmaşıklıktan dolayı, ne zaman bir yazılım şirketi onların ürünlerinin özgür yazılım (free software) olduğunu söylerse, her zaman kullanıcılarının özgür yazılımın ima ettiği özgürlüklerie sahip olup olmadıklarını, asıl dağıtım koşullarına bakarak kontrol edin. Bazen, gerçekten özgür yazılımdır; bazen değildir.

Bir çok dillerde “free” kelimesinin, hem özgürlük hem de beleş anlamında iki kelimesi vardır. Örnek olarak, Fransızca’da “libre” ve “gratuit”. İngilizce’de öyle değil; “gratis” kelimesi açıkça fiyata işaret eder, ama açıkça özgürlüğe işaret eden yaygın bir sıfat yok. Eğer, başka bir dil konuşuyorsanız, “free” kelimesini daha anlaşılabilir olması için kendi dilinize çevirmenizi tavsiye ediyoruz. “özgür yazılım” tanımının değişik dillere çevirileri listesine bakın.

Özgür yazılım, çoğunlukla, özgür olmayan yazılımdan daha güvenilirdir.

Açık Kaynak yazılım

Bazı kişiler tarafından “Açık kaynak” yazılım kavramı, özgür yazılım ile az çok aynı anlama gelen kategoriyi ifade etmek için kullanır. Kesinlikle aynı sınıf yazılım değillerdir: bizim çok kısıtlayıcı olduğunu düşündüğümüz lisansları kabul ediyorlar ve onların kabul etmediği bir sürü özgür yazılım lisansı var. Her nasılsa, kategori dahilinde farklılıklar küçük: neredeyse, tüm özgür yazılımlar, açık kaynak yazılımdır, ve neredeyse, tüm açık kaynak yazılımlar, özgür yazılımdır.

Biz “özgür yazılım” terimini tercih ediyoruz; çünkü, o özgürlüğe işaret eder—“açık kaynak” teriminin yapmadığı bir şey.

Kamuya açık yazılım

Kamuya açık yazılım, telif hakkı olmayan yazılımdır. Eğer, kaynak kod kamuya açık ise, bu bazı kopyalar veya değiştirilmiş sürümlerin, tamamen özgür olmayabileceği anlamına gelen copyleft olmayan özgür yazılım özel halidir.

Bazı durumlarda, çalıştırılabilir program kamuya açıktır ama kaynak kod mevcut değildir. Bu özgür yazılım değildir, çünkü özgür yazılım kaynak koda ulaşımı gerekli bulur. Bu arada, çoğu özgür yazılım kamuya açık değildir; telif hakkı vardır ve telif hakkı sahipleri, herkese özgürlük içinde kullanma izinlerini, bir özgür yazılım lisansı kullanarak yasal olarak vermiştir.

Bazen insanlar, “kamuya açık” terimini, gevşek bir biçimde, “özgür” veya “ücretsiz olarak mevcut” anlamında kullanır. Fakat, “kamuya açık” yasal bir terimdir ve kesinlikle “telif hakkı olmadığı” anlamına gelir. Açık anlamlılık için, sadece bu anlamı için “kamuya açık” terimini, başka anlamları ifade etmek için diğer terimleri kullanmanızı öneriyoruz.

Çoğu ülkenin imzaladığı Berne anlaşmasında, yazılmış her hangi bir şey direk olarak telif hakkına sahiptir. Bu durum programları da içeriyor. Böylece, eğer yazdığınız bir programı kamuya açık olmasını istiyorsanız, telif hakkını çıkarmak için bazı yasal adımlardan geçmek zorundasınız; yoksa, program telif hakkına sahiptir.

Copyleft yazılım

Copyleft yazılım, dağıtım koşullarında, bütün kopyaların ve bütün sürümlerin az çok aynı dağıtım koşullarını temin eden özgür yazılımdır. Örneğin bu, copyleft lisanlar genellikle diğerlerinin yazılıma ek koşullar eklemesine izin vermez (yine de bazı sınırlı sayıda koşulların eklenmesine izin verilebilmektedir) ve kaynak kodunun herkes tarafından erişilebilir olarak bulundurulmasını gerektirir anlamlarına gelir. Bu, programı ve değiştirilmiş sürümlerini mülk yazılım haline getirmenin bazı bilindik yollarından bir kalkan gibi korur.

GPL’in 3. sürümü gibi bazı lisanslar yazılımların mülke dönüşmelerini sağlayan diğer yolları durdurur.

GNU projesinde, yazdığımız her yazılımı copyleft yazılım yaparız, çünkü hedefimiz, her kullanıcıya, “özgür yazılım” ile ifade edilen koşulları vermektir; Copyleft yazılımın nasıl işlediği ve neden onu kullandığımız hakkında daha çok açıklama için Copyleft yazılım sayfasına bakın.

Copyleft, genel bir kavramdır; bir yazılımı, copyleft yapmak için, bazı özel dağıtım koşulları ayarlamanız gerekir. Copyleft özgür yazılım lisansı yazmanın bir çok olası yolu vardır, yani, aslında bir çok copyleft özgür yazılım lisansları olabilir. Her nasılsa, asıl uygulamada, neredeyse bütün copyleft yazılımlar, GNU Genel Kamu Lisansını (GPL). İki farklı copyleft lisansı, genelde “uyumsuzdur”, yani bir lisans ile yazılmış kodu, diğer lisans ile yazılmış olana birleştirmek yasal değildir; böylece, eğer insanlar tek bir copyleft lisans kullanması toplum için iyidir.

Copyleft olmayan özgür yazılım

Copyleft-olmayan özgür yazılımlar, yazarından yeniden dağıtma ve değiştirme ve ayrıca sonradan kısıtlamalar ekleme izinleri ile gelir.

Eğer bir program özgür ama copyleft yazılım değilse, bazı kopyaları veya değiştirilmiş sürümleri tamamen özgür olmayabilir. Bir yazılım şirketi, programı, aynen veya değişikliklerle derleyebilir ve çalıştırılabilir dosyayı, mülk yazılım ürünü olarak dağıtabilir.

X Pencere Sistemi bunu örnekle açıklar. X Birliği, X11’i, copyleft olmayan özgür yazılım yapan dağıtım koşulları ile yayınlar. Eğer isterseniz, o koşulları içeren ve özgür bir kopyasını alabilirsiniz. Her nasılsa, özgür-olmayan sürümleri de var ve yalnızca özgür-olmayan sürümleri ile çalışan gözde iş istasyonları ile PC grafik kartları da var (en azından vardı). Eğer böyle bir donanım kullanıyorsanız, X11 sizin için özgür bir yazılım değildir. X11 yazılımının geliştiricileri dahi bir ara X11’i özgür-olmayan yazılım yaptılar; bunu yapabiliyorlardı, çünkü diğer kişiler aynı copyleft olmayan lisans altında koda katkıda bulundular.

GPL kapsamlı yazılım

GNU GPL (Genel Kamu Lisansı), bir programı copyleft yazılım yapmak için özel bir dağıtım koşullarıdır. GNU projesi, çoğu GNU yazılım için dağıtım koşulu olarak kullanır.

Dolaisiyle özgür yazılımı GPL ile korunan yazılım ile eş saymak bir hatadır.

GNU İşletim Sistemi

GNU işletim sistemi, Unix-benzeri, 1984’den beri GNU projesinde geliştirdiğimiz, tamamen özgür yazılım işletim sistemidir.

Unix-benzeri bir işletim sistemi bir çok programdan oluşur. GNU sistemi, bütün GNU yazılımları gibi diğer, X Pencere Sistemi ve TeX gibi bir çok GNU yazılımı olmayan diğer paketleri de içerir.

GNU sistemin ilk deneme yayınlanışı 1996’dadır. Bu, çekirdeğimiz, 1990’dan beri geliştirilen GNU Hurd çekirdeğini de içerir. 2001’de, GNU sistemi (GNU Hurd çekirdeği de dahil olarak) yeterli derecede çalışmaya başlamıştır ama Hurd hala önemli özelliklere sahip değildir, bu yüzden yaygın olarak kullanılmamaktadır.. Bu arada, GNU/Linux sistemi, çekirdek olarak GNU Hurd yerine, 90’lardan beri büyük bir başarı olan Linux çekirdeğini kullanan GNU sistemi doğmuştur.

GNU’nun amacı özgür olmak olduğu için, GNU işletim sistemindeki her tek bileşen özgür olmak zorundadır. Ancak, hepsinin copyleft yazılımı olması gerekmiyor; eğer teknik bir hedefe ulaşmaya yardımcı oluyor ise her hangi bir çeşit özgür yazılımı yasal olarak dahil etmeye uygundur. Ve her bileşenin, tek başına GNU yazılımı olması da gerekmiyor. GNU, X Pencere Sistemi gibi diğer projelerde de geliştirilmiş olan copyleft-olmayan özgür yazılımları içerebilir.

GNU Programları

“GNU programları” GNU yazılımı ile aynı anlama gelir. Eğer Foo programı bir GNU yazılımı ise, o bir GNU programıdır. Bazen, onun bir “GNU paketi” olduğunu da söyleriz.

GNU yazılımı

GNU yazılımı, GNU projesi himayesi altında yayınlanan yazılımdır. Eğer bir program GNU yazılımı ise, biz onun aynı zamanda bir GNU programı veya GNU paketi olduğunu da söyleriz. README veya bir GNU paketinin kılavuzu, öyle olduğunu söylemelidir; ayrıca, Özgür Yazılım Rehberi bütün GNU paketlerini tanımlar.

Çoğu, ama hepsi değil, GNU yazılımı, copyleft yazılımdır; ancak, bütün GNU yazılımları özgür yazılım olmak zorundadır.

Bazı GNU yazılımları, Özgür Yazılım Vakfı (FSF) çalışanları tarafından yazılmıştır, ancak çoğu GNU yazılımı gönüllüler tarafından katkıda bulunulmuştur. Bazı katkıda bulunulan yazılımlar Özgür Yazılım Vakfı tarafından telif hakkı ile korunur; bazıları da ona katkıda bulunan yazarlar tarafından telif hakkı ile korunmuştur.

Özgür olmayan yazılım

Özgür-olmayan yazılım, özgür olmayan yazılımdır. Bu yarı-özgür yazılım ve mülk yazılım kategorilerini içerir.

Yarı-özgür yazılım

Yarı-özgür yazılım, özgür olmayan yazılımdır ama bireylere kâr çıkarı olmayan amaçlar için kullanma, kopyalama, dağıtma ve değiştirme (değiştirilmiş sürümlerin dağıtımı da dahil olarak) izinleri ile gelir. PGP, yarı-özgür yazılıma bir örnektir.

Yarı-özgür yazılım, etik olarak mülk yazılım kategorisinden daha iyidir, ama yine de problemler ortaya çıkarır, ve özgür bir işletim sisteminde kullanamayız.

Copyleft yazılımın kısıtlandırmaları, tüm kullanıcılar için temel özgürlükleri korumak için tasarlanmıştır. Bizim için bir programın kullanımındaki anlam ifade eden her hangi bir kısıtlandırmadaki tek haklı neden, diğer kişilerin başka kısıtlandırmalar eklemesini önlemektir.

Yarı-özgür bir yazılımı özgür bir işletim sistemine dahil etmek mümkün değildir. Çünkü, işletim sistemi için olan dağıtım koşulları, içindeki bütün programların dağıtım programlarının bileşimidir. Sisteme bir tane yarı-özgür program eklemek, onu tamamen yarı özgür yapar. Olmasını istemediğimiz iki neden var:

  • Özgür yazılımın herkes için olması gerektiğine inanıyoruz—sadece okulları ve meraklılara değil, ticarete de dahil. Biz, bütün ticari işlerle ilgili olanları bütün GNU sistemini kullanmaya davet etmek istiyoruz ve bu yüzden içine yarı-özgür yazılım dahil etmemeliyiz.
  • GNU/Linux sistemi de dahil olmak üzere Özgür işletim sistemlerinin ticari dağıtımları çok önemlidir ve kullanıcılar ticari CD-ROM dağıtımlarının oluşunu takdir ederler. Bir tane yarı-özgür programı sisteme dahil etmek, ticari CD-ROM dağıtımını engellerdi.

Özgür Yazılım Vakfı, ticari değildir ve bu sebeple yarı-özgür bir programı “içimizde” yasal olarak kullanabilme iznimiz vardır. Ama biz bunu yapmayız, çünkü bu, GNU içine dahil edebileceğimiz bir programı alma çabalarımızın altını kazar.

Yazılımla yapılacak bir iş var ise eğer, işi yapmak için özgür bir programımız olana kadar, GNU sisteminin bir eksiği vardır. Gönüllülere, “GNU içinde, bu işi yapacak bir programımız yok, sizin bir tane yazacağınızı umut ediyoruz.” Eğer kendimiz yarı-özgür bir programı kullansaydık, bu dediğimizin altını kazardı; Özgür bir değişimi yazmanın (bizim üzerimizdeki ve bizim görüşlerimizi dinleyen diğer kişilerin üzerindeki) dikkatini başka yöne atardı.

Mülk yazılım

Mülk yazılım, özgür olmayan veya yarı-özgür olmayan yazılımdır. Kullanımı, yeniden dağıtımı ve değişiklik yapmak yasaklanmıştır veya izin almanız için sormanızı gerektirir veya o kadar kısıtlandırılmıştır ki özgür bir şekilde etkin olarak değişiklik yapamazsınız.

Özgür Yazılım Vakfı, geçici olarak o programın özgür bir değişiğini yazmak özel amacı dışında her hangi bir mülk yazılım yükleyemeyiz kuralını uygular. Bundan bir yana, bir mülk program yüklemenin olası bir özürü olmadığını hissediyoruz.

Örnek olarak, 1980’lerde, bilgisayarımıza Unix yüklemenin haklı olduğunu hissettik, çünkü onu, Unix işletim sisteminin özgür bir değişiğini yazmak için kullanıyorduk.

GNU kullanıcıları veya GNU’ya katkıda bulunanların bu kural ile yaşamasını ısrar etmiyoruz. Bu kendimiz için yaptığımız bir kuraldır. Ama, sizin de uymaya karar vereceğinizi umut ediyoruz.

Freeware

“Ücretsiz yazılım” teriminin kabul edilmiş açık bir tanımı yoktur, ama genel olarak değişiklikler olmadan yeniden dağıtımına izin veren (ve kaynak kod da mevcut değildir) paketler için kullanılır. Bu paketler özgür yazılım değildirler, yani, lütfen özgür yazılımı ifade etmek için “ücretsiz yazılım” terimini kullanmayın.

Shareware

Paylaşılan yazılım, insanlara kopyalarını yeniden dağıtma izni ile gelen fakat kullanmaya devam eden kişilerin lisans ücreti ödemesi gerektiğini söyler.

Paylaşılan yazılım, özgür yazılım, hatta yarı-özgür yazılım bile değildir. Olmamasının iki sebebi vardır:

  • Çoğu paylaşılan yazılımın kaynak kodu mevcut değildir; yani, programı tamamen değiştiremezsiniz.
  • Paylaşılan yazılımlar, lisans ücreti ödemeden, bireylere dahi, kâr amacı olmayan bir etkinliği önlemek için bir kopyasını yapmak ve yükleme iznini vermezler. (Uygulamada, insanlar dağıtım koşullarını sık sık önemsemezler ve bir şekilde, bir kopyasını yaparlar ve yüklerler, ama dağıtım koşulları bunlara izin vermez.)

Özel yazılım

Özel yazılım, bir kullanıcı için geliştirilmiş yazılımdır (genellikle bir kurum veya şirket için). Bu kullanıcı, yazılımı saklar ve kullanır, ve kamuya, kaynak koduveya çalışabilir halini yayınlamaz.

Basit bir anlamda kişiye özel bir program eğer tek kullanıcısı bütün haklarına sahipse özgür yazılımdır.

Genel olarak, bir program geliştirip de onu yayınlamamanın yanlış olduğuna inanmıyoruz. Çok faydalı bir programın yayınlamasını esirgemek insanlığa kötü davranmanın olduğu bazı özel durumlar vardır. Ancak, programların çoğunluğu o kadar da önemli değildir ve onları yayımlamamak çok da zararlı değildir. Yani, özgür yazılım hareketinin ilkeleri ile özel yazılım geliştirmek arasında bir uyuşmazlık yoktur.

Programcılar için neredeyse bütün işe alımlar özel yazılım içindir; yani, çoğu programlama işleri, özgür yazılım hareketi ile uyumlu bir şekilde yapılabilinir veya yapılabilinirdi.

Ticari Yazılım

Ticari yazılım, yazılımın kullanımından para kazanmak amacında olan bir ticari iş yeri tarafından geliştirilmiş yazılımdır. “Ticari” ve “mülk” aynı şey değildirler! Çoğu ticari yazılım, mülktür, ama ticari özgür yazılımlar da vardır, ve ticari olmayan ve özgür olmayan yazılım da vardır.

Örnek olarak, GNU Ada, bir şirket tarafından geliştirilmiştir. Her zaman GNU GPL koşulları altında dağıtılmıştır ve her kopyası özgür yazılımdır; fakat onun geliştircileri, destek sözleşmeleri satarlar. Ne zaman pazarlamacıları, gelecekteki müşterileri ile konuştuklarında, bazen müşterileri, “Ticari bir derleyici ile daha güvende hissederiz.” derler; Pazarlamacı, “GNU Ada ticari bir derleyicidir ile yanıtlar; özgür yazılım olduğu için ticaridir.”

GNU projesi için önemlilik sırası farklıdır: önemli olan şey, GNU Ada derleyicisinin özgür yazılım olmasıdır; ticari olup olmaması yalnızca bir detaydır. Ancak, GNU Ada derleyicisinin sonraki gelişimi, ticari olmasının kesinlikle yararlı olduğu sonucunu verir.

Lütfen, ticari özgür yazılımın mümkün olduğunun bilincini yaygınlaştırılmasına yardımcı olun. Bunu, aslında “mülk” demek istediğinizde “ticari” demeyerek yapabilirsiniz.

Çevirenin notları:

  1. ^ Free sözcüğü, İngilizce’de hem özgür hem de ücretsiz anlamlarına gelmektedir. Bu farkın, özgür yazılıma karşı nasıl kullanıldığını göstermek için asıl metindeki çeviriyi aynen bırakmayı uygun gördük.

gnu.org

 

0